ortabirdeyken judo eğitimi almıştım bir iki ay. yani eğitim dediğim, her gün onlarca kez yere çalınıp bol bol dayak yemekten ibaretti. bu bir iki ayın sonunda, ülke genelinde düzenlenen müsabakalarda antalya birincisi olmuştum. çünkü 36 kiloda mücadele verecek (!) olan tek lale bendim, ki bu da neden kolayca yere çalınabildiğimi sanıyorum açıklar. sağolsun bizimkiler izlemeye gelmemişlerdi, ben de bundan hiçkimseye sözetmedim. hatta rakiplerimi nasıl alt ettiğim üüzerine bi ton fiyakalı hikaye anlatıp durdum her sorana. mahalle çocukları arasında havamdan geçilmiyordu. tabi finaller için ordu'ya gitmek gerektiğinde, benim de bi milyon hikaye daha yazmam gerekti. yok judo benim için gereksiz bir uğraşmış, yok dövüşten - savunmadan spor mu olurmuş... tabi yıllar sonra bile gerçeği kimseye açıklayıp gülme gereği duymadım, çünkü o yalanlara zamanla kendim bile inandım. korkunç bakışlarım yüzünden nefes darlığı çekip, daha mücadelemiz başlamadan çekilmek zorunda kalan o zavallı kız için hala üzülürüm mesela. judodan da hala nefret ederim. judo ne yaa?
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
© 1913-2012 laneth ruhsal devinim ürünleri corp.
laneth, sözlük biçiminde tasarlanmış bir site olmakla birlikte, bir sözlük oluşumu değildir.
laneth'te yazılmış ve yazılacak olan her şey baştan sona uydurmadır ve yazarından başka hiçkimseyi bağlamaz.
laneth'te yazılmış olan her kelime, hırsızını boğazlayıp sahibine geri dönmek üzere programlanmıştır. çalınan değil ama unutulan sözlerimiz g.tunuze girsindir. |