bir insan düşünün, adı lulu, yaşadığı ev yarı açık hayvanat bahçesi, ama hayvan sınırlı. nerde iğrenilesi, nefret edilesi, korkulası bir hayvancağız var, bu adamın evinde.
fare'den tut gel devasa
örümcek'e, oradan az yukarı bak
yarasa'ya, 94.392 tür
kelebek'ten tut da, arada sırada misafirliğe gelen
hamamböceği'gillere,
arı'lara (tüm türler),
kertenkele'nin sarımtrak olanlarına (adını bilmem, zoolog muyum lan ben); adını sanını bilmediğim, hatta ve fakat kendilerini ilk defa bizim evde gördüğüm böcek türlerine kadar her şey var. genelde bu acayip türler bizi buluyor, arada bir kedi köpek gelip kapı önünde yatabiliyor, lakin genelde uçan haşereler ziyaret ediyorlar; korkarım ki, anneannemler büyük bir
kızıl derili böcek kolonisi mezarlığının üzerine inşaa etmişler evi, yoksa imkansız lan bu kadar haşerenin bize gelmesi; hadi geldiniz, yatıya kalmayın bari lan..
bu ortamda normal kalabilmek mümkün mü, ben bunu sorarım lulu!?