baba - laneth
baba
  1. herkeste olan şeyleri seviyorum. bana, hepimizin sahip olduğu kaç şey sayabilirsiniz ki? mesela hepimizin organları var; bazılarımızda bazıları çalışmıyor olsa da. (elli bin çeşit çağrışım ürettiniz. sizi sizi.) hepimizin mutlaka bir geçmişi var; herkes kendininkini farklı duygularla taşıyorsa da. hepimizin az yada çok aklı var, yine az yada çok duygusu. her neyse ben başka ne var diye kafa patlatıp aklımdaki asıl şeyleri dağıtmayacağım, işte bu anne - baba dediğimiz ikili de, "başkaları" kategorisinde sahip olduğumuz mutlak ve tek ortak yan. (tamam biliyorum bi de büyükanne-dede dörtlüsü var ama onlar da aynı şeyin uzantısı. saylanmaz.) konumuz da bu ikilinin baba yanı:

    evet, hepimizin iyi yada kötü, ölü yada diri, beraber büyünmüş yada hiç tanışılmamış bir babası var. bu yüzden herkesin hayatında babanın yeri ve etkisi aynıymış gibi düşünürüz farkında olmadan, aşk gibi mesela. ortak bir dil gibi. ama değil. size çok inandığım bir şey söyleyeyim ki; yeryüzündeki tüm mensupları birbirinin aynı olan bir şey varsa, bu yalnızca anneliktir. onların tutumlarını, duygularını hiçbir etki değiştirmez. her ailede, her türlü sosyal-ekonomik çevrede, her inançta, her çağda bunlar hep birbirlerinin aynıydılar. öyle de olmaları gerekirdi, çünkü tanrı mutlak mükemmel yakınlığı yaratmıştı ve her insana dağıtmalıydı.

    ama babalar aynı değildir, onlar her evde değişirler. çok uç kriterlere girmeye gerek bile yok; iki kardeş için bile aynı baba olamaz onlar, bambaşkasıdırlar o kadar deyim size. bu yüzden, annelik gibi evrensel değil, tamamen bireysel olan babalık kavramından, kendi babam üzerinden söz edebileceğim ancak, sizinkine ne kadar benziyorsa o kadar da sevinerek;

    çocukluğumdan beri o aptal "hangisini daha çok seviyorsun?" sorusuna "annemiii." diye yanıt verdim pişkin pişkin. bunu babamın yanında soracak kadar densiz bir büyük çıkmadı çok şükür ama, çıksaydı bile aynı cevabı vermekten çekinmezdim sanıyorum. çünkü bu gayet normal bi cevap olurdu. babam dahil hiç kimse "niye?" diye sormazdı yani, sormasındı da.

    baba olup da anlayacak yaşa değilse bile, (ki ben zaten o yaşa hiçbir zaman gelemicem, o yaşta ölünüyor olsa ölümsüzdüm yani.) biraz büyüyüp de cevaplarıma sorular yöneltmeyi öğrenecek yaşa geldiğimde, bi gün aklıma geldi de sordum kendim; "niye ama?" yahu bunun tek bir cevabı var; çünkü o hak ediyor. "hangisini? hadi dürüst ol, aramızda kalacak söz." kendimle bir süre tartıştıktan sonra anladım ki; çok çok geçerli sebepleriniz olduğunda bile birini diğerinden daha çok sevemiyorsunuz. kendinize yalan söylüyor, hatta bu yalanı yutturuyorsunuz ama bundan fazlası değil. bi kere bence bu tanrı'nın dileği; dilediğiniz kadar yakın yada uzak olun, dilediğiniz kadar kalın yanlarında, tıpkı onların da sizi her durumda seviyor olması gibi, onları hep aynı şiddetle sonsuza dek seviyorsunuz. ve bunu asla siz seçmiyorsunuz. emir işte. hayat, sadece size bu sevgiyi haklı çıkaran hikayeler sunuyor ve onları ne olursa olsun sevebileceğiniz gerçeğini unutturuyor.

    anlamışsınızdır, hep yalan söylemişim. babamı her zaman, o güzeller güzeli karısını sevdiğim kadar sevdim. o da beni deli gibi sevdi, öyle görünmemiş olsa ve size aksini söylemeye kalksa bile inanmayın. çünkü bakın hepsi değilse bile çoğu böyle bunların; duygularını göstere göstere yaşamayı sevmiyorlar. erkekler neticede. (yakında kadın babalar da olacağı söyleniyor, uçmamış ve ölmemişsem editlerim.) kabul edelim ki erkeklerin bizi çeken yönleri de bu, ama konuyu sevgilide babayı arama klişesine bağlamayalım; sever işte bu beni. nasılsa doğası gereği hep sevmek zorunda olduğunu bildiğim için bunu pek çok kez suistimal etmiş olabilirim, söylediklerinin yüzde doksan tersini yapmış olabilirim, beklediği hayatı seçmemiş olabilirim… olabilirim de olabilirim. zaman zaman ayrı dünyalar olduk hepimiz gibi. bazen uzak şehirlerde yaşamamız gerektiği de oldu, haftalarca nasılsın iyi misin diye sormadığımız. birbirimizi aramaya tenezzül göstermediğimiz zamanlar da oldu, "zerre .kimde değilsin" takıldığımız. hepimiz gibi, bazen birbirimizi incitecek kelimeler aradık ceplerimizde. ( o bi keresinde kelime bulamayınca cebinden çıkardığı elini kullanmıştı mecburen. iyi vurmuştu ama kerata.) sevgi mutlaksa, nasılsa zamanında en kötüsü diyebildiğiniz anıları bile bir mutluluk malzemesine dönüştürebiliyorsunuz işte;

    - odamdaki posterleri yırtmıştın bi keresinde.
    + çünkü üç gün eve gelmemiştin.
    - çünkü defol gözüm görmesin demiştin.
    + çünkü sigaraya başlamıştın.
    - çünkü bana tokat atmıştın.
    + iyi etmişim eheh.
    - iyi ki başlamışım eheh.

    anlatacak çok şey var daha ama kendimi daha fazla tutamıyorum; izninizle yatak odasına terbiyesizce dalacak, sevgili karısıyla aralarına girip sırıtan bir uyku çekeceğim kendime.

    edit: kapıyı kilitlemişler adiler!
    laneth… bu gece yanında uyuyabilir miyim?
    (ben deli değilim, 24.03.2008 01:37 ~ 14.04.2008 14:49)


© 1913-2012 laneth ruhsal devinim ürünleri corp.

laneth, sözlük biçiminde tasarlanmış bir site olmakla birlikte, bir sözlük oluşumu değildir. laneth'te yazılmış ve yazılacak olan her şey baştan sona uydurmadır ve yazarından başka hiçkimseyi bağlamaz. laneth'te yazılmış olan her kelime, hırsızını boğazlayıp sahibine geri dönmek üzere programlanmıştır. çalınan değil ama unutulan sözlerimiz g.tunuze girsindir.