bir şeylere ağıt var ne olduğunu bilmiyorum - laneth
bir şeylere ağıt var ne olduğunu bilmiyorum
facebook sayfamız açıldı
  1. hiç bir sorumluluk duymadan yaşamak ne kolaymış, oysa biz sorumluluklar üzerine sorumluluklar yükleniriz. belki işe yaradığımızı bilmek isteriz.

    ama çoğunlukla haybye kanat çırparız çoğunluklada kırtasiye işlerinde gömülü kalıp müzelik oluruz. yaşarken ölürüz farkına varmadan.

    oysa ölene kadar yaşamak zor bir iştir. hem de felaket zor bir iştir.

    eski yıldızları kırpıp ay yaparlar. işi bitik boksörler ise pankeras güreşcişi olur. onların posalarından şaklabanlar yapılırdı. hulk hogan'ın icra ettiği iş budur. yani şaklabanlık. maksat ekmek parası kazanmak gözlerini kapatıp ben parama bakarım demek.

    saati dakikası geldiği vakit ömrün geride kalanını kafadan sakat bir insan olarak yaşamak.

    boks filmlerini severim. bir vakitler şah olan sonra şahbaz olan karakterleri sevdiğim gibi.

    gözümde o kadar çok sahne canlanıyor ki bunları kağıda dökemem. çünkü tam manasıyla antlaşılbilmeleri için izahat vermem gerekir.

    - gelecek için ne düşünüyorsunuz?
    - gelecek mi?

    mesela bunu diyalog budd schullberg'in şöhretin sonu kitabından uyarlanıp hollywood standartlarında filme çekilen bogart'ın son filminden alınmıştır.

    ömrü hayatı boyunca menajerine çalışıp sonra bir kenara atılıp gitmiş olan eski boksörün röpartajından alınmıştır. arabasında yaşar bu kişi arabayı çekici çekmesin lastiklerini indirmiştir falan filan.

    anlaşılmamak kötüdür ama yanlış anlaşılmak daha daha boktan birşeydir. zaten dünya üzerinde gerçek manada kim kimi anlayabiliyor ki?

    peki vaktinde ölümlere gidip geldiğiniz zuladaki mahsun resmin konu mankeni olan kişiye verilen değerin tükenip yok olması yerine ise burukluk kalmasına ne demeli?

    tevekkeli 'zamanla değişen aşk gerçek aşk değildir' kelamını shakespeare haybeye söylemiş. gayet doğru söylemiş ve elde birşey kalmayınca durum en hafif deyimle bir vehime harçamışım ömürümü oluyor.

    bu yazının sonu yok, olamazda zaten. ondan yaznın geçici olarak sonunu bağlayayım;

    küllendi sana olan aşkım - bayatladı yaşam benzeri
    çözüldü ölüm gibi, içler acısı bir öyküydü
    koparıp atsam bu acımasız aşk şarkısının telini
    ikiye parçalasam gitarı - sürdürmek niye bu güldürüyü!

    ne var ki o küçük o tüylü canavar anlamıyor
    neden daha karmaşık yaptığımızı yalın olan her şeyi
    ben alınca içeri koşup senin kapını tırmalıyor
    ama benim kapımı tırmalıyor sen alınca içeri.

    çıldırabilir insan böyle koşturmaktan, gerçekten
    biliyorum daha çok küçüksün, küçük duygusal bir köpek,
    ama duygusal olmaya da karşıyımdır ben.
    neye yarar son perdeyi uzatıp işkenceyi sürdürmek?

    güçsüzlük değil suç demeli duygusallığa aslında
    yumuşayınca yine barışmaya söz verilir
    sonra homurtular yeni bir gösteri için daha
    tadı tuzu kalmamış "aşkın kurtuluşu için" denir.

    daha en başta tazeyken korunmalıdır aşklar
    atmalı o aşk dolu "daima!" ve o çocuksu "asla!"ları,
    "söz vermeyin!" diye bağırıyordu trenler,
    "söz vermeyin!" diye mırıldanıyordu telefon telleri.

    yarı çatlak ağaç dalları ve duman karası gökyüzü
    uyarıyordu bizi, ama haberleri yoktu onların,
    iyimserliği yalnızca öğretilmemiş yalınlık gördüğümüzü,
    ve büyük olmadığı zaman daha güvenli olduğunu umutların.

    ayık kalmak gerekir ve tartmalıdır ayık kafayla
    ilişkinin değerini, benimsemeden önce-zincirin öğretisidir,
    söz vermemektir göklere ama hiç değilse vermektir toprağa,
    söz vermemektir ölüm ayırana kadar, ama hiç değilse bir yaşam vermektir.

    "seni seviyorum" demeli insan aşık olunca.
    çok acı oluyor sonra aynı ağızdan duymak yıkılışını
    yalanlarla, küçümsemelerle ve alaylarla
    ve bunlardır aldatmacaya döndüren kusursuz sandığımız dünyayı.

    farkına varmaz aşkın insan.
    söz vermemeli ve en iyisi
    öyleyse neden çekeriz insanı, atlarmış gibi yalan seline
    uçup gidene kadar elbette güzeldir imgesi.

    aşık olmamak en iyisi, bilmeliyiz, aşk varmaz bir geleceğe .
    uyuyup duruyor zavallı köpeğimiz, yeter bizi delirtmeye,
    bir senin kapını tırmalıyor patileriyle bir benimkini
    artık sevmiyorum seni; ama niyetim yok senden af dilemeye

    sevmiştim bir zamanlar; bunun için işte, bağışla beni.

    yevgeni yevtuşenko
    (nevadasmith, 19.04.2010 04:34)


© 1913-2012 laneth ruhsal devinim ürünleri corp.

laneth, sözlük biçiminde tasarlanmış bir site olmakla birlikte, bir sözlük oluşumu değildir. laneth'te yazılmış ve yazılacak olan her şey baştan sona uydurmadır ve yazarından başka hiçkimseyi bağlamaz. laneth'te yazılmış olan her kelime, hırsızını boğazlayıp sahibine geri dönmek üzere programlanmıştır. çalınan değil ama unutulan sözlerimiz g.tunuze girsindir.