bir öncekinin defterini çoktan kapadı ya, bu ikinci nesil olan, yani bu bre melun, allah bilir ya kaçıncı nesil olacak olan bilmem kime, dönüşmeden, şimdi şuracıkta, yani tam da bu saatte ve konuşmanın burasında, bir kaç satırı şart kılıyor ki, bundan bir kaç sene sonra nerede ya da kimse, hem ben bu aynı benle nasıl da yerimde saydığımı kestirebileyim, hem de o geriye dönüp baktığında, hala kısa metrajlı bir film olan hayatında bir kare daha -o kare ki kara bir mizahın güldürmeyen ve düşündürmeyen ürünüdür- bulabilsin, umduruyor ki, şimdi bu kadar soruyu nasıl sorabiliyorsa o vakit de bir o kadarını yapabilsin, şimdi ne kadar doluysa o vakit de o kadar yükü alabilsin, ha ama lütfen bundan bir kaç yıl sonra da böyle şeyler yazamasın, bende bu şairlik yok, hasetimden çatlayıp iki yana düşeceğim.
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
namına yazılmış tümceleri görüp şımaracak olan zat-ı şahane. aldanıyor lakin, çok yazık. nedenini pek yakında, bir an sonra, hatta hemen şimdi öğrenecek:
adeten ‘sevgili’ diyeceğim ve fakat özünde pek sevgisiz melun, (neden mi sevgisiz? hiç sevmiyorum kendisini, yüzüne de dediğim gibi sinan çetin’i bile kendisinden çok sevmekteyim. o kertede ‘sevgisiz’ yani; ne sevecem ağbi allasen.)
evet sevgisiz melun, saat geceyarısını az geçe, sayfalarca eşya hukuku fasikülünü, kalan yarısı az bir soğumuş bol şekerli bir bardak çayı, bir diş fırçasının üzerinde bekleyen macunu, dakikalardır kapıda tuttuğum ve kovmama rağmen gitmeyen bir uykuyu * sonunda karşıdakinin ‘aynı teorik orjinden beslendiğimizi’ ileri sürerek kıvırttığı polemiği “ben senle aynı çeşmeden su içmem olm, ne teorik orjin morjini, sktir git.” cevabıyla bırakıp da laneth hudutları içine dalmamın müsebbibi sen değilsin, canı sıkılan ve ilhamı ölmüş ve gerçiilhamıolsaneyazar bir yazarın uykuya teslim olmadan yarı açık gözleriyle şöylesine dolaşıvermesi…
olamaz mı?
esasında olamaz tabii, yani şu an bıraksan belki afili bir bağlantıyla şeytanın belini kırardım lakin turuncu yanıp sönüyor, bir koymadın ki ağız tadıyla şurda ağzı… öhom. neyse. bak dikkat edersen adabımızla edebimizle yazıyoruz şurda, ayrıca obsesifliğine değecek hiçbir abuk sabuk noktalama işareti kullanımı da yok yazıda, senin için özendim sırf yani; “e özenmeseydin.” mi diyorsun? özenmemek ne mümkün (bak bak kırılma noktasına gel!) çok seviyorum lan ben seni. ahah. bak senin demenle o “şuh” kahkahamı da koyverdim. hem geçen baktım senin de ağzına dolanmış, nasıl bir insansam artık etkilerim böy… öf yazı narsist yöne kırdı, seninle ilgili olması lazımdı. ve fakat üzülme çeviriyorum meluncum, bir daha olmaz ve esasında söylemek istediklerim bir dolu olsa da yazıya dökebileceğim kadarı son derece basitti, uzatmanın alemi de yoktu.
olur olmadık kelimeleri kurcalayan oyunbaz çocuk, bulutlarda çamurlu ayak izlerin kalmış, bilesin.
hadi şimdi sen rakıları doldur içelim, ben de artık bir kavun kapıp keseyim.
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
sevgili melun,
yalandan sitemlerle dolu bir şeyler yazmaktı istediğim, nicedir, gör ki ben zorlamaya zerre gelemiyorum. en azından ellerim söylemek istediklerinden başka bir şey söylemeyi asla beceremedi. ağzımla bu işlerde iyiyim, ve hatta yüzyüze olsak seni dövebilirim bile, o kesin. ama şimdi, yani sen gittikten epey bi zaman sonra, ve ben hala yaşamaktan edindiklerimi yazıya çiziye dökmezken, buraya ne şekil dökeceğimi bilemediğim bir şeyler var. sende de vardır bunlardan bir sürü ama madem burada yazar olan benim. efendim?
aslında hiçbir halt bilmiyoruz, biliyor musun. şimdi olanlara kafamız anca bir kaç zaman sonra basabiliyor. oturup zırladığımız bir şeye ilerde oh olmuş diyebileceğimizi bilmiyoruz. şimdi hoplayıp zıpladığımız bir şeyin bi gün canımıza okuyacağını. geleceği bilemiyoruz, küçük dostum, geleceği asla bilemiyoruz. nerde ne bulacağımız belli olmuyor. bir yerde bir şeyler mutlaka ters ya da düz gidiyor. illa ki bir şeyleri atlıyoruz. önümüzdeki bir kaç yılın olabilecekleri kafamızda her daim hazır güya, ama hayat o kadar renkli ki her şeyi hesaba katamıyoruz. nasıl ki hiçbir şeye şaşırmamak bizi öldürecek seviyeye gelebiliyorsa, hiç beklemediğimiz bir anda küçük bir süpriz hayatımızı şöyle bir sallayabiliyor. sonra o döngü yeniden başlıyor işte. bi şimdiki sen oluyoruz, bi şimdiki ben oluyoruz. sonra ben sen oluyorum, sen ben oluyorsun, işler ne kadar nefret etsek de kusursuz bir dengede yürüyor. ne için hangi bedeli ödüyorsak buna bir şekilde değiyor.
ne arıyorsan, aramayı bırak. çünkü tam olarak içindesin. sen kimsen o sensin, ve ifadesi bu kadar basit olan bu akıl alası gerçeği anlaman için önce o süreci bitirmen gerekecek. hatırlat da o gün sana aynı cümleyi bir daha kurayım. "hatırlat" yerine "unutturma" kullananlara da nasıl kılım bilsen yeri gelmişken. ve konuya girmişken, hem hayatımızın her gününde doğduğumuz günkü kişi olup hem de asla bir gün önceki insan olamamayı nasıl başarıyoruz bilmiyorum, ben bu işin içinden çıkamadım, bence sen de siktiret. gelişine vur gitsin biraz da, bizim gibiler başka türlü gol atamazlar.
sen artık sevmediğim sonbaharla dönünceye dek, ben bu yazın içindeki güzellikleri iliklerine kadar sömüreceğim. gitmek kadar güzel olabilen tek şey geri dönmekmiş, onu anladım, buraları görmelisin.
gözlerinden öpen,
sc.
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
keşke gene gelse de, gidecekse gene gitse.
bre melun, 18.11.2011 17:46 behramoğlu'nun "bir gün mutlaka" adlı şiirini hatırlattı. :)
still cursed, 18.11.2011 17:54 şiirlerini yorumlardan okumak da varmış. ama ne çok özlemişim onları. :)
|
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
© 1913-2012 laneth ruhsal devinim ürünleri corp.
laneth, sözlük biçiminde tasarlanmış bir site olmakla birlikte, bir sözlük oluşumu değildir.
laneth'te yazılmış ve yazılacak olan her şey baştan sona uydurmadır ve yazarından başka hiçkimseyi bağlamaz.
laneth'te yazılmış olan her kelime, hırsızını boğazlayıp sahibine geri dönmek üzere programlanmıştır. çalınan değil ama unutulan sözlerimiz g.tunuze girsindir. |