elbette hüzündür en çok yakışan bize - laneth
elbette hüzündür en çok yakışan bize
facebook sayfamız açıldı
  1. hilmi yavuz'un şiirinde geçen ve engin ardıç'ın vakti zamanında daha kekremsi tad almamışken ve bu bezmişliğini yazılarına bulaştırmamışken yanlış hatırlamıyorsam teğel teğel hüzün kitabında da olan eski musikimiz hakkında yazdığı yazının başlığı olan kelime dizesidir.

    şimdi size engin ardıç'ı anlatacak değilim. fakat bu kadar hassas bir efendinin etrafı puşt zulası iken önceleri hurra etmesi ve akabinde koyver gitsincilik yaptığını vakti zamanında bir yazısında 'bu kadar pis bir camiada ve böylesine ahmak bir toplumda yazı yazmak mutluluk mu verir sanırsınız' diye dışa vurmuştu. o yazının adını bir zahmet 'ahmaklara için özel yazı' olarak okuyun. şimdi buraya koyup anlamı şişirmenin bir alemi yok.

    nedense behiye aksoy'un sesinden hangi rüzgar attı seniyi dinlerken başlıktaki kelam aklıma gelir. hele ki eylülden ekime geçilirken sabahın körü olmuş ise kahvenin içine konyak boca etmişsem zihnimde yankılanır.

    belki de şebelekçe hissiyatlardan daha onurlu bir duygudur hüzün. eh bunun yansıması yazıdır.

    bir çok kişi üzerindeki yüzü atabilmek için çeşitli atraksiyonlar yapar.

    kimileri para yapar, kimileri ise kırtasiyeye gömülür, kimileri ise katranlı türkiye gündemine gark olur ve kendi kendinin tabutuna çiviler çakar.

    bazı kişilerse bu yükü üzerlerinden atarken daha kalıcı ve daha güzel bir biçim vermek için uğraşır.

    tak tak cıtlı daktilo sesleri siber alemle beraber klavye başında piyano çalar gibi kelamlar nakşeder. sanki as times goes bye şarkısını çalarmış gibidirler. piyanoya yeteneği olmasa bile çıt çıt sesler o ritmi verir.

    fakat çetin altan'ın bir yazısında büyük bir usançın getirdiği bir dış vurumla çıt çıt sesi 'hayatın hep böyle mi geçecek aptal aptal namelerini' duyduğunu yazmıştı. fakat buna rağmen hala büyük bir dikkatle ve zevkle her sabah sabahın yedisinde günün ilk türk kahvesini içerek kah erenköy'deki evinde kah köyçeğiz de yazılarını kaleme alıyor.

    gam, elem, tasa, sıkıntı, ömrü hayatın rüya gibi geçtiği hissiyatının geçip hüzünse bunların bırakmış izleri olabilir.

    ama o kadar tatlı birşeydir ki sanki yahya kemal'in ses şiirindeki;

    günlerce ne gördüm ne de kimseye sordum,
    'yarab! hele kalp ağrılarım durdu!' diyordum.
    his var mı bu alemde nekahat gibi tatlı
    gönlüm bu sevincin heyecanıyla kanatlı
    bir taze bahar alemi seyretti felekte,
    mevsim mütehayyil, vakit akşamdı bebek'te,

    dizelerdir belki.

    anlatmadan anlasılmayı sevenlerin can yoldaşıdır.

    bir dolar karşılığı ne kadar az verebileceğini değil ne kadar çok verebileceğini görmektir belki.

    belkisi de melkisi de yoktur.

    ama bütün bunlara rağmen elbette hüzündür en çok yakışan bize.

    madem hilmi yavuz'un şiirinden ilhamlanan engin ardıç ile başladık bari o şiiride verelim yeni yeni hüzünlere yelken açalım. pişmanlık mı nedamet mi yoksa değişik bir ritim mi bilemeyeceğim...

    nâzım hikmet
    hüzün ki en çok yakışandır bize
    belki de en çok anladığımız

    biz ki sessiz ve yağız
    bir yazın yumağını çözerek
    ve ölümü bir kepenek gibi örtüp üstümüze
    ovayı köpürte köpürte akan küheylan
    ve günleri hoyrat bir mahmuz
    ya da atlastan bir çarkıfelek
    gibi döndüre döndüre
    bir mapustan bir mapusa yollandığımız

    biz, ey sürgünlerin nâzım'ı derken
    tutkulu, sevecen ve yalnız
    gerek acının teleğinden ve gerek
    lâcivert gergefinde gecelerin
    şiiri bir kuş gibi örerek
    halkımız, gülün sesini savurup
    bir türkünün kekiğinden tüterken
    der ki, böyle yazılır sevdamız

    hüzün ki en çok yakışandır bize
    belki de en çok anladığımız
    (nevadasmith, 27.09.2008 05:55)


© 1913-2012 laneth ruhsal devinim ürünleri corp.

laneth, sözlük biçiminde tasarlanmış bir site olmakla birlikte, bir sözlük oluşumu değildir. laneth'te yazılmış ve yazılacak olan her şey baştan sona uydurmadır ve yazarından başka hiçkimseyi bağlamaz. laneth'te yazılmış olan her kelime, hırsızını boğazlayıp sahibine geri dönmek üzere programlanmıştır. çalınan değil ama unutulan sözlerimiz g.tunuze girsindir.