aynı günde bir nolan ve bir yaralı dudak
** filmini elime tutuşturmak da nedir. bazı insanların hiç insafı filan yok mudur. önce bu başlık açıldığına göre, önce bu filmin seçildiği ortadadır, yazmak için yanlış bir gündür, karışık ve uçuk bir kafadır, hele ki bir nolan filmini hiç değilse ikinci kez izlemeden hakkında bir şeyler yazmak iyice öküzlüktür, ama filmi veren manyağın "çok da bir şey bekleme, ilk filmi neticede" gibi bir cümleyi kurarak verdiği o rahatlığı burada da kullanabileceğim kadar sevdim. fazla bir şey beklemeyin, ilk izleyişim neticede.
bir başrol, bi yardımcı oyuncu, yedi tane filan da figüranla bir film yapıyorsun, arkadaşların sevdiklerin filan bunlar. dört-beş tane mekan seçiyorsun, o mekanlar da aslında göründükleri yerler bile değiller, her türlü imkandan bu denli yoksunsun, komik bir kameran var belki ama harika iş çıkaracak bir ekibin ve muhtemelen benzeri görülmeyecek bir yeteneğin var, siktiret gerisini nolan, ki etmişsin.
bu film hakkında yazabileceğim çok fazla şey yok, çünkü kendisini sonrakilerden ayrı görmüyorum ve söylenebilecek her şey o başlıklarda söylendi. nolan zaman kırılmalarına bayılır, biz de hayranları olarak filmlerin sıralarını karıştırmış olduk, gerçek hayran dediğin işte böyle olacak. zaten bu filmi kendisini takip eden diğer nolan filmlerinden sonra izlemiş olmak çok büyük bir şans, hem filmin hakkını verebilmenizi hem de alışık olduğunuz bütünlüğün akışını görmenizi sağlıyor bu. flashbacklerin kullanılma biçimi yüzünden, nolan severlerin hemen hemen tümünün aklında yalnızca
memento ile bağlanmış bu film, hatta memento'nun taslağı olarak görenler de var, ki bu çok yüzeysel bir değerlendirmenin sonucu olurdu bence. bu film bana göre bütün nolan filmlerinin ortak yönü olan herşeye bir giriş. memento ile fazladan bir benzerliği yok, flashbackler ve zaman üzerindeki seyirde oynama, nolan'ın sevdiği bir teknik olmaktan ibaret,
the prestige'de de fazla abartılmamış bir şekilde kullanılmıştı mesela, bunu memento'da belirgin yapan tek şey, o filmde hikayenin tam da bunu gerektiriyor olması. adam hiçbir şey hatırlamadığına göre, sen de hatırlamayacaksın, sen neler olduğunu bilme diye hikaye bilmem nerden akacak. o'nun kafası karışık olduğuna göre seninki de karışacak. neyse konumuz memento değil tek başına, genele dönelim. daha önce başka nolan filmlerinde bahsettiğimiz gibi, nolan genel olarak bütün hikayelerini üzerine kurduğu fikri zaten ilk filminden işlemeye başlamış.
açılan bir kutuyla başlayan bir film (everyone has a box), daha büyük bir hikayenin ilk sahneleri, bill'in fakir dairesinin kapısında gördüğümüz "batman" amblemi, memento'da göreceğimiz çekim teknikleri, the prestige'de cezalandırılacağımız dikkatsiz seyir...:
bu film nolan'ın kutusudur özetle.
temmuz 2010 editi: sonradan inception geldi. hırsızımız, cobb. bakalım bu kutudan daha neler çıkacak...