hayati önemi olan acılar - laneth
hayati önemi olan acılar
facebook sayfamız açıldı
  1. başlık anket görünümlü olsa da, değil. uzun görünse de, bayma ihtimali yüksek gelse de, aşmış kucuk iskender şiiri.

    bir elmanın armuda dönüşebildiği yıllardı
    çocukların bir azarla arızalandığı yıllar,
    yağmurlardan söz ederlerdi
    aynalar emziren kadınlardan söz edercesine,
    -küskün kır çiçekleri ölümcül bir talihsizlikti-
    örneğin d'evrim'ci, örneğin 'güz'el
    sözcükler büyüydü
    sözcükler düğümdü
    gökçekimine maruz martılarla gelirdi akşamüstü
    o martılara takılıp giderdi sevinç ve huzur,
    aşkın soyadı intihardı
    yaşamın soyadı yorgunluk,
    yeryüzünden militanlara, haklı şelaleler akardı.

    bir elmanın armuda dönüşebildiği yıllardı
    sokakların kahkahayla kırılıp ağladığı yıllar
    askere giden delikanlının yüzü gibiydi sevişmeler
    teskere almış bir delikanlının gözleri vardı yataklarda
    ters dönmüş bir tırnağın ağrısını duyardık konuşurken
    susmuş bir kuş rengi o kahverengi fotoğraflarda
    yarım bırakılmış bir şiirden söz ederlerdi
    bıçaklanmış komiserden söz edercesine,
    -suyu kimse suçlayamazdı—
    -su, çok çözümlü bir cebir sorusu-
    bir kedi ansızın kendini tırmalardı

    bir elmanın armuda dönüşebildiği yıllardı
    bir diş doktoru bütün dişlerini çekerek ölebilirdi
    yani o kadar zor bir zamandı
    herkesin saati vardı ve ölüm arta kalandı
    biri fıkra anlattı mı – açık saçık bir şeydi-
    biri fıkra anlattı mı – abartısız gülüşülürdü-
    soluk bir serinlik serilirdi ortalığa

    ud çalan oğlandan haber getirmişti tüm ömürler
    o ömürler, defol denmiş ölü postacılar gibi
    o ömürler tay kokardı, sıpa kokardı, ten kokardı
    korkardım seni özlediğimi itiraf etmekten
    korkardım işte, bana ne korkardım
    -yunus koleksiyonu yapan ipek bir öğretmendim
    dersimin adı: ölmek istemiyorum psikolojisi
    artık ayaklansak burjuvazisi
    öğrencilerim ise: toprak ve ruh, eylem ve sis-
    o kızlar boklu sakız çiğnerken
    o yoldaşlar savaşır ve hüngür hüngür ağlardı

    bir elmanın armuda dönüşebildiği yıllardı
    hatırlarsın, senihanın çocuğunu düşürdüğü yıllar
    seniha bir hoş hatıranın lakabıydı
    hem insan kendisi ile ne kadar barışık kalabilir
    televizyonda gökkuşağı belgeselleri
    okul kaçamakları belgeselleri yayınlandığı yıllar
    ellerin dudaklarla pastanelerde buluştuğu yıllar
    dizlerin titrediği, dizkapaklarının kanadığı yıllar
    o yıllar, hatırlarsın

    bir piyano çalmıştık gece yarısı mezarlıktan
    beyaz tuşlar devrim sabahıydı,
    siyah tuşlar kaybedilenler
    ve chopin koymuştuk beslediğimiz kedinin adını
    chopin aşağı chopin yukarı
    yani kedilere asansör muamelesi
    velakin mondros mütarekesi yürümüştük
    ne kadar güzeldi mustafa kemal
    sen de severdin hatırlarsın

    bir elmanın armuda dönüşebildiği yıllardı
    sağanaklardan söz ederlerdi
    bir gazetecinin fotoğraf makinesini kırarcasına,
    küçük odamızın pencereleri günlük gazetelerle örtülüydü
    -köşe yazarımız: hüzün, magazin ekimiz: umut
    yerdeki kilimi bir ayrılıkta yakmıştın
    buğulu bir ahu gözü müydü o delik, bir hain gözü ?

    duvarlarda ütopyamızın posterleri
    ve çocukluğunda bir çete reisiyken
    giydiğin eldivenin teki
    çitlembik kokardı hala
    tay kokardı, sıpa kokardı, ten kokardı
    korkardım sana sevdiğimi itiraf etmekten
    korkardım işte, bana ne, hayata ne, ölüme ne
    bir annenin babanın kurbağaya dönüştüğü yıllar
    sen bana küçük prens derdin ben sana benerci
    sen bana mayakovski ben sana che
    sen bana werther ben sana tom sawyer
    hem insan kendisi ile öpüşebildikçe artardı
    yani o kadar zor bir zamandı
    sözcükler büyüydü
    sözcükler düğümdü
    hatırlarsın
    suyu kimse suçlayamaz

    kimi sesler kimi sesleri gizlerdi özünde
    kimi yüzler kimi yüzleri istemsizce,
    doğada tık halinde bir dinginlik vardı
    yaradılışımıza katılmış bir ikonanın varlığı
    renklerimizi, davamızı rahatsız ederdi
    ev sahibemiz: tanrının ta kendisi
    kasvetli şey, alışılmış şey, silik şey
    göğüs kafesimize takılmış bir broş
    değildi yüreklerimiz
    allahın her günü sevdalarla dolar dolar boşalırdı
    bir elmanın armuda dönüşebildiği zor yıllardı

    duydum ki
    armut ihraç ediyormuşsun mut dışına
    bense, elma topluyorum yine
    komşu bahçedeki darağaçlarından.
    (damien, 06.05.2008 15:00 ~ 15:02)


© 1913-2012 laneth ruhsal devinim ürünleri corp.

laneth, sözlük biçiminde tasarlanmış bir site olmakla birlikte, bir sözlük oluşumu değildir. laneth'te yazılmış ve yazılacak olan her şey baştan sona uydurmadır ve yazarından başka hiçkimseyi bağlamaz. laneth'te yazılmış olan her kelime, hırsızını boğazlayıp sahibine geri dönmek üzere programlanmıştır. çalınan değil ama unutulan sözlerimiz g.tunuze girsindir.