iki gözün macerası - laneth
iki gözün macerası
facebook sayfamız açıldı
  1. fotoğraf karesi her şey. sizde de vardır onlardan. ama ben bilmiyordum lan o fotoğrafların şuan ki bana hiç benzemeyen bana ofsayt taktiği uygulayacağını. şimdi sizinle önümüzdeki kuru fasulyenin çıkan dumanından , ortadaki soğanın parçalanıp sigara öncesi zevkine giden çukurlu mukurlu bu yolu paylaşacağız.
    rivayete göre ben doğduğum gün , sekiz kardeşin sondan ikincisi olan z , kabakulak olduğu için o günlerde okula gidememiştir. neyse bu onun fotoğrafı.
    bir kapı zili var ve ben önünde bekliyordum uzunca bir süredir. duvarlar yeterince gri ve ben 7 yaşlarındayım. idil'in o gün okula gelmeyişi beni evin karşı kaldırımında sekiz saat ağlatabiliyor ve beslenme çantamdaki böreğin paylaşılamamışlığı fotoğrafın içinde negatif oluyordu. bu kaldırım bir işçi mahallesi kaldırımı , arkasında memur anne ve babamın diktiği ağaçlar , tabiki z kabakulağı atlatmaya yakın dikildikleri için çok da büyükçe değiller. yolun üst tarafındaki ilk evin giriş katında işçi lütfü abi ve eşi fatma abla oturuyor. lütfü abinin çalıştığı fabrika yüzüne işlemiş. o zamanlar işçiler de işçiye benziyor. elleri sert yüzü sert duman tüten bir başı var ve kokuyor. fatma abla bembeyaz , yeni gelin ve çanakkalenin bir köyünde doğmuş , babası da köy hizmetlerinden emekli olduğu için lütfü abinin işçi suratına alışık. fatma abla annem eve dönene kadar benimle ilgilendiği için lütfü abi fabrikadan çıkınca önce bizim eve gelir , sonra giderlerdi. işte ikinci fotoğrafın başı , fatma ablanın beni okuldan almak için evden çıkınca beni kaldırımda görmesiyle başlıyor. sokağın öbür başında eve doğru koşarken ağlayan annem var. idili o nerden biliyor ki?
    lütfü abi , ben , annem , işçi mahallesinin kim bilir ne zaman gelen belediye otobüsünde hava kararmışken ilk defa yolculuk ediyoruz. herkes ağlıyor. galiba idili bulmaya gidiyoruz. ben de ağlıyorum. eskiden belediye otobüslerinin bir hüznü vardı. gidilmek istenmeyen duraklara gider gibiydi. şimdikilere kıyasla daha karanlıktı. dolmuş modaydı olum o zaman ondan o. karnım acıktı kimse farkında değil ama boşver idile gidiyoruz. gidince o böreği paylaşıcaz , karadenizli annemin su böreği de şimdinin modası fast food zincirlerinin ününe sahip. idil aklını oynatıcak.
    son fotoğrafın mavi duvarları var. hayatımın ilk uykusuzluğu. acayip bir açıdan çekilmiş bir fotoğraf. ne işi var lan benim çocukluğumun bu ciddi yerlerde. kocaman bir cam. bir telefon. babam epeydir arkadaşlarıyla burada kalıyormuş hastalığı gereği. geçen gün güveçte türlü yapmış arkadaşlarına onu anlatıyor çok beğenmişler. annem babamın kendisinden daha iyi yemek yapabildiğini duyunca ağlıyor. su böreğini idile verince de ağlamıştı. bu kadınlar böyle. e öyle. annem ve idil ağlama konusunda hemfikirler. babam ve bense içinde olduğumuz dünyadan oldukça memnun olduğumuzu söylemekten hiç çekinmiyoruz. babam orada voleybol hakemiymiş. en çok ona güveniyorlarmış. babam ne anlar lan voleyboldan. babamın bıyıklarıyla bir sonraki hafta yapacağı yemeği anlatması için vedalaşıyoruz. dönemin modası cezaevlerini ben tanıdığımda annem hastanedeydi. bu farka varabilmem annemle aramızda bir cam olmayışından. ancak o başka bir fotoğrafın konusu. üç ay sonra idiller taşındı. babam eve geldi. ekmeği yine eliyle böldü ve içini hep bana verdi.
    (touro sentado, 02.01.2012 23:18)


© 1913-2012 laneth ruhsal devinim ürünleri corp.

laneth, sözlük biçiminde tasarlanmış bir site olmakla birlikte, bir sözlük oluşumu değildir. laneth'te yazılmış ve yazılacak olan her şey baştan sona uydurmadır ve yazarından başka hiçkimseyi bağlamaz. laneth'te yazılmış olan her kelime, hırsızını boğazlayıp sahibine geri dönmek üzere programlanmıştır. çalınan değil ama unutulan sözlerimiz g.tunuze girsindir.