öncelikle izlememiş olanlara izlemelerini tavsiye ederim:
http://www.youtube.com... burdan "yaşayan adamın dramı" şeklinde aratınca çıkıyor.
bugüne kadar izlediğim en acıklı şahan skeci. uzun süredir ara sıra açıp gözlerim dola dola izlediğim bu görüntünün benim için neden bu kadar etkileyici olduğunu yeni yeni anlıyorum. hayır, ne cipim var ne o şekilde bir duruma şahit olmuşluğum. yalnızca durumun vehametini kavramaya başladığımın göstergesi sanırım bu. bir de şahan’ın bu skeçteki olağanüstü gerçekçi performansının etkisi çok büyük; diğer skeçlerde arada sırada dayanamayıp güldüğünde nasıl biz de gülüyorduysak, kendisini rolüne kaptırdığı bu skeçte zerre dahi gülmüyor oluşu, sesindeki çatlama etkisi ve yüzündeki gerçekten hüzünlü ifade de (hatta bir yerde sağ gözünden bir damla yaş süzülmesi) tam tersi bir etki yapıyor; insanın gülmekten çok ağlayası geliyor.
tüm mal varlığını, tüm varlığını satarak, arkadaşlarından borç alarak sırf heves ettiği için cip alan adamın yaşadığı “komik” olması gerekirken trajik olan olayda anahtar cümle “…hep heves ederdim, laila’nın reina’nın önünden geçerkene, derdim bunlar bu cipe nasıl biniyorlar yau? hani bu, benim de olabilir; ben yirmi senelik çalışanım çünkü…”. ben de dört senedir çalışıyorum, benim de hala bir arabam yok (uzunca bir süre daha olacağını zannetmiyorum ya), ben de nerede lüks bir araba görsem “bunlar nasıl alıyorlar bunu yahu?” diye sorarım kendime. ayrıca bırakın yirmi seneyi, ömrü boyunca çalışıp da hala kibrit almaya dahi parası olmayan insanlar var bu ülkede; kefen parasından başka acil durumlarda kullanılacak parası olmayan insanlar. damlaya damlaya göl olur da be kardeşim, damlayacak bir şey olması gerekmez mi bunun için? sabahtan akşama köpek gibi çalışan, köpek gibi yaşayan, köpek gibi ölen insanların neresinden ne damlayacak allasen?
eleman soruyor “almamış mıydınız benzin?”. bizimki cevaplıyor “içinde var dedilerdi aldığımda… ona güvendim, içinde var dediklerine güvendim, sahile inerim ordan alırım dedim… sahile inerken benzin ışığını görünce… dünya başıma yıkıldı”. adam hayatını ortaya koyup heves ettiği şeyi alıyor, aldığı gibi her zamanki kandırmaca olan “paslanmaz çelik bu hanfendi”, “bunun penyesi çok sağlam abla” denip de bir ay sonra paslanan tencere ve solan penye gibi içinde benzini olmayan araba satıyorlar adama. tüm mal varlığını koymuş adam ortaya ama aldığı karşılığa bakın. işte “bunlar bu cipe nasıl biniyorlar yau” diyoruz ya, işte onun cevabı da bu olayın içinde saklı zaten. kefeni dahi olmayanlara karşı, alın size mezarlarını mermerle süsleyen, kafesle saklayan, çiçeklerle bezeyenler. ölülerinin üzerinden bile hava atmaya çalışan, dünya nimetleriyle gözü dönmüş insan kılıklı şeytanların varlığının sebebi işte bu sırf doymak bilmeyen heveslerimiz.
bu yazıya vesile olduğu içi şahan’a çok teşekkür ederim. şahan’ın genel bir değerlendirmesini ise onun başlığında yapacağım. esen kalın.