jeep te yaşayan adamın dramı - laneth
jeep te yaşayan adamın dramı
facebook sayfamız açıldı
  1. öncelikle izlememiş olanlara izlemelerini tavsiye ederim: http://www.youtube.com... burdan "yaşayan adamın dramı" şeklinde aratınca çıkıyor.

    bugüne kadar izlediğim en acıklı şahan skeci. uzun süredir ara sıra açıp gözlerim dola dola izlediğim bu görüntünün benim için neden bu kadar etkileyici olduğunu yeni yeni anlıyorum. hayır, ne cipim var ne o şekilde bir duruma şahit olmuşluğum. yalnızca durumun vehametini kavramaya başladığımın göstergesi sanırım bu. bir de şahan’ın bu skeçteki olağanüstü gerçekçi performansının etkisi çok büyük; diğer skeçlerde arada sırada dayanamayıp güldüğünde nasıl biz de gülüyorduysak, kendisini rolüne kaptırdığı bu skeçte zerre dahi gülmüyor oluşu, sesindeki çatlama etkisi ve yüzündeki gerçekten hüzünlü ifade de (hatta bir yerde sağ gözünden bir damla yaş süzülmesi) tam tersi bir etki yapıyor; insanın gülmekten çok ağlayası geliyor.

    tüm mal varlığını, tüm varlığını satarak, arkadaşlarından borç alarak sırf heves ettiği için cip alan adamın yaşadığı “komik” olması gerekirken trajik olan olayda anahtar cümle “…hep heves ederdim, laila’nın reina’nın önünden geçerkene, derdim bunlar bu cipe nasıl biniyorlar yau? hani bu, benim de olabilir; ben yirmi senelik çalışanım çünkü…”. ben de dört senedir çalışıyorum, benim de hala bir arabam yok (uzunca bir süre daha olacağını zannetmiyorum ya), ben de nerede lüks bir araba görsem “bunlar nasıl alıyorlar bunu yahu?” diye sorarım kendime. ayrıca bırakın yirmi seneyi, ömrü boyunca çalışıp da hala kibrit almaya dahi parası olmayan insanlar var bu ülkede; kefen parasından başka acil durumlarda kullanılacak parası olmayan insanlar. damlaya damlaya göl olur da be kardeşim, damlayacak bir şey olması gerekmez mi bunun için? sabahtan akşama köpek gibi çalışan, köpek gibi yaşayan, köpek gibi ölen insanların neresinden ne damlayacak allasen?

    eleman soruyor “almamış mıydınız benzin?”. bizimki cevaplıyor “içinde var dedilerdi aldığımda… ona güvendim, içinde var dediklerine güvendim, sahile inerim ordan alırım dedim… sahile inerken benzin ışığını görünce… dünya başıma yıkıldı”. adam hayatını ortaya koyup heves ettiği şeyi alıyor, aldığı gibi her zamanki kandırmaca olan “paslanmaz çelik bu hanfendi”, “bunun penyesi çok sağlam abla” denip de bir ay sonra paslanan tencere ve solan penye gibi içinde benzini olmayan araba satıyorlar adama. tüm mal varlığını koymuş adam ortaya ama aldığı karşılığa bakın. işte “bunlar bu cipe nasıl biniyorlar yau” diyoruz ya, işte onun cevabı da bu olayın içinde saklı zaten. kefeni dahi olmayanlara karşı, alın size mezarlarını mermerle süsleyen, kafesle saklayan, çiçeklerle bezeyenler. ölülerinin üzerinden bile hava atmaya çalışan, dünya nimetleriyle gözü dönmüş insan kılıklı şeytanların varlığının sebebi işte bu sırf doymak bilmeyen heveslerimiz.

    bu yazıya vesile olduğu içi şahan’a çok teşekkür ederim. şahan’ın genel bir değerlendirmesini ise onun başlığında yapacağım. esen kalın.
    (po, 20.04.2008 03:23 ~ 30.04.2008 03:55)

  2. ihtiyaçlar ve hevesler olmasa hayatın hiç bir anlamı olmayacaktır. türkiye cumhuriyeti gibi devletlerde tüketimin üretimi getireceği bu da birey ve bireylerin ekonomik refahlarini yükselteceği hep pas gecilir.

    sırf hastane parası çıkışmadığı için hastanede rehin kalanlar, 3 kuruşluk tibbi madde almadiği daha doğrusu alamadiği ecel serbetini içenler, durum olmadiğindan dolayi yahut kurnazlik yapayim derken kaçak elektrik sayesinde kebap olanlarin temel duygusu parasizliktir.

    niçin türkiye cumhuriyetine sigorta primi toka eden calisan, üc kurusluk emekli maasi ile esek gibi calismasinin karsiliğini alamiyor? el elde basta aylar geciyor, yillar geciriyor?

    hanesiyle beraber bir sinemaya ne bileyim bir kır gazinosuna gidemiyor?

    cünkü artik değeri yok.

    dag bası olarak tabir ettiğimiz yerlerde allahin belasi iett otobusleriyle işe gidip gelirken sürekli mücadele içinde oldugu için erkenden çökmesi de kacinilmazdir.

    elbette yurtdisinda en azindan b iler daha düzgündür. çalışmak isteyen calişmasi oranında karsiliğini alir çalışmak istemeyenler ise elenir yahut sürünür.

    niçin türkiyede bu böyle olmaz. sadece vitrin görüntüleri ile yetiniriz?

    vitrinini vitrin yapacak olan üretim ekonomisine geçmediğimiz için, bürokratik ve siyasal yağlanma yollarini tercih ettiğimiz yatirimlari gayrimenkullere yatirdiğimiz için bu haldeyiz.

    manyakca ve akılsızca sadece al sat temeli üzerine kurulmuş olan ekonomimiz en ufak bir dalgalanmada yazar kasa firlatma vaziyetine düsmesi kacinilmazdir.

    vel hasıl-ı kelam fiyaka tastamam fakat cepler bomboşluğu daha çok yaşariz.
    (nevadasmith, 20.04.2008 12:44)


© 1913-2012 laneth ruhsal devinim ürünleri corp.

laneth, sözlük biçiminde tasarlanmış bir site olmakla birlikte, bir sözlük oluşumu değildir. laneth'te yazılmış ve yazılacak olan her şey baştan sona uydurmadır ve yazarından başka hiçkimseyi bağlamaz. laneth'te yazılmış olan her kelime, hırsızını boğazlayıp sahibine geri dönmek üzere programlanmıştır. çalınan değil ama unutulan sözlerimiz g.tunuze girsindir.