her kitabını defalarca kez yeniden ve aynı hazla okuduğum, ve gereğinden çıplak hüzünlerine mi, samimiyeti tartışılan ölümlerine mi, yoksa bu denli açığa bıraktığı ruhlarımıza mı ürperdiğimi bilemediğim yazar. eğer yazmaksa bize bu başlık altında ondan söz etme fırsatı veren eylemi, bunu kalemi ürkütecek kadar iyi yapar evet. öyle ki, karakterini eserinden önce sevemediği bir adamın ifade ettiklerinden uzak durması gerektiğine inanan beni, düşüncemin dışında davranmaya mahkum etmiştir. her iki düşünce şekli de doğrudur bir yerde, okuyana da saygı duyulur hiç muhatap almayana da. ama ben yapamamışımdır işte; çok kelimesi saplanmıştır çok açık yaralarıma...
"seni son kez uyarıyorum kainat! bana benden başka yanlış yapma sakın!"
...
"farkındayım: bir insan asla açıklamada bulunmadan bırakırsa birini, o bitiş, bir nükleer patlamadır ve radyasyon bulaşır bütün gerçek sevenlere!
sen ne zaman istersen saldır: silahım yok benim!
sen ne zaman istersen saldır: benim ellerim yukarı!
sen ne zaman istersen saldır: ben yalnızca ve yalnızca sevdim!"
...
"kalp: uzaya fışkıran kan gibi
geçer bir gece geçer bir gece
bilekten banliyö jiletleri;
adam, pardesüsünün önünü kapatır
şapkasını indirir burnuna kadar
yağmura gider bir gece gider
ölüm parmak hesabıyla kaç eder
ölüm aşk acılarıyla kaç eder
şüphesiz, öldüğümde kaç mezarım olacak eder
şüphesiz, öldüğümde kaç kartal düşecek eder
kalp: uzaya fışkıran kan gibi
geçer bir gece geçer
bileklerimde fışkıran kan
ben ölünce
yüzüme gerisin geriye iner bir gece
iner
oğlum beni kaç kere gömer
sevgilim beni kaç kere gömer
annem kaç, kardeşim kaç
kalbim: uzaya fışkıran kan gibi
ben ölür ölmez, ölür ölmez ben
akar bir gece gider bir gece gider
karışır ölülerin kanlarına
ölüm beni
ölümle kankardeş eder!"
...
"ben de bir taklidiyim hüznün,
isyanım, sakladığım sabrı tutamamaya.
her insan sevdiğine eceldir gün be gün,
her insan ağzında bir giyotin taşır
sevgilisinin dili için. ancak,
hakikat anlaşıldığında
kimse hayatta kalamayacak.
farzedelim ki hepimiz delirdik
eşyalar da delirdi, tabiat da,
din de delirdi, sınai atılımlar da.
böyle bir delirmenin tam ortasında
su bitti, ekmek bitti, hatta kalmadı takat
beynim nerede, gözlerimi gören oldu mu
ellerim çalınmış, gövdem tozlanıyor rafta
benden ne köy olur ne de kasaba
ben artık bir şehrim
böyle bir delirmenin tam ortasında!
göçen sırlarla yaşlandı aklım
şeytan huzura gelsin, etek öpsün
af dilesin!
seni sevmiştim hayat...
farketmedin
anlamadın
şimdi ölüyorum...
bilesin!"
...
evet, çirkin ellerin güzel şeyler yazdığı da oluyor ne yazık ki. başarılı değilse bile çirkin kalemlere bir diğer örnek saydığım
ahmet altan, bir yazısında şöyle dile getirmiş "bizlere sanatsal bakın." ricasını;
"ben bayağıyım ama yazdıklarım öyle değildir."
siz bence yine de dilediğiniz gibi bakma hakkınızı kullanın.