hep olmak istediğimiz bir yer vardı. hiçbir yerde yoktu.
"var" edelim dedik.
laneth, içimizdeki o yer işte.
sizinle olsun...
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
incillerden biri "önce söz vardı" diye başlarmış. yani incil bile söze söz'le başlarmış. biz de söze başladık; sözler düşledik; sonra düşündük ki:
söz'ün yettiği kadarıyla düşünce'yi en saf, en rahat haliyle ifade edebileceğimiz bir yer lazım bize. ve inandık ki: bir başkasının hakkına haksızca halel getirmediği müddetçe her düşünce makbuldür. farklılıklar perspektif, perspektifse gelişmişlik vaad eder.
"özgürlük kelimesi, ona ihtiyaç duyanlarda güçlü bir duygu bırakır, o duygu onları yaşatır, hayallerini büyütür, öte yandan özgürlüğü yok eden ve özgürlük kelimesiyle alay edenlerde de bir korku yaratır. özgürlük... unutmayın, her zaman özgürlük... zamanın akışına karşı; feleğin zulmüne karşı; her şeye rağmen özgürlük... bir başınıza da kalsanız; uğruna ölüm de olsa yine özgürlük..."
bir dost "perde" demişti; perdeyi yırttılar. bizde iğne iplik boldu, hesaba katmadılar.
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
mezarımdan fırlayıp geldiğim oluşum. şaka şaka. elimi çıkardım, çıkarır çıkarmaz birileri kolumdan kaptığı gibi getirdi beni buraya. allah belanızı vermesin.
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
( zombi, 16.03.2008 23:15)
milyonların yazar olabilmek için kapılarda beklediği sözlük gibi bir şey. close2death, tehlike altında. yazar olamayanlar hoşgörüyü bir kenara bırakmak üzere.
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
ufaktan ufaktan değişmeye başlamış olan ortam. büyükşehir belediyesi çalışıyor.
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
( zombi, 19.03.2008 18:20)
ismiyle ürküten yeni bir oluşum. laneth ne demek ya lanet gibi. tırsıyorum olm harbiden. bi de lanethle, hoplat, zıplat, kucağa oturt gibi şeyler var... yapmayın olm ya!
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
1000 entry sınırını aşmış olan oluşum. biliyorum mottomuz "nicelik değil nitelik" ancak yine de insan sevinmiyor değil sayılara.
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
( zombi, 28.03.2008 22:34)
tam kopmuştum mevzudan, kitaplara, öğrenciliğe vermiştim kendimi. münzevi takılırken, debdebeye kaydı gönlüm yine.
''yaz'' dedi.
itaat etmek gerekti. itaatten çok nefsani bir arzu artık yazmak. nefsine uyanın üstüne çöken bir lanet burası. bağımlı olmadan biraz vakit geçer diye başlıyor herşey. sonra dumansız kalamadığı gibi, birşeyler söylemeden de duramıyor insan. yazmak, yazabilmek büyük rahmet ve bağlanmak yine en büyüğünden bir lanet. anlayacağınız iki ucu pis bir değnek.
rahmetsiz ve lanetsiz kalmamak temennisiyle.
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
yazar olamadan başlık açamadığınız yer. bilgili olduğunuz başlıklara yazın deniyor, lakin yazamıyoruz doğal olarak. başlık sayısı da sınırlı olduğundan yazar olma olasılığım(ız) da büyük oranda sekteye uğruyor. halbuki çok deli şeyler yazasım vardı sabah sabah.
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
laneth'i sözlük kodlarıyla oluştururken, sözlük mantığından kolay kolay kurtulunamayacağını iyi biliyorduk. ancak olası avantajları, dezavantajlarından daha ağır bastığı için yine de seçimimizi bundan yana kullandık. sebeplerini izah edelim;
sözlüklerin teknik imkanlarına sahip olan çok kullanıcılı bir platformda yazar olmanın bazı güzel yanları var, yazarın ve okurlarının eserlere kolayca ulaşabilmesi ve teknik olarak kolay bir takip imkanı sağlıyor olması bunların başında geliyor. yine oylama imkanını da buna ekledik, çünkü fazlasıyla kalabalık ortamlarda dahi oylama denen imkandan çok fazla yararlanılmıyor olsa bile, yazılmış olan bir esere yapacağınız eleştiriyi de yine kolay ve zahmetsiz kılıyor. bunun bir sonucu olarak, kullanımının ve etkisinin büyük bir önemi olmamakla birlikte, yazdığınız şey hakkında az da olsa fikir sahibi olmanızı sağlıyor. özetle; yazılmış olan bir yazının okura ulaşma şansını mümkün mertebe yüksek tutan bu sistemin kullanılmasının, burada yazar olmayı seçen herkes için bir avantaj olacağını düşündük ve bu şekilde yola çıktık.
laneth'in konseptini ve amacını yeterince anlayabilmiş olanlar için herhangi bir sorun göremiyorsunuz, ancak hala sözlük denen platformların getirilerine odaklanmış olanlar için bir takım sıkıntılar doğuyor ve dile geliyor gördüğümüz kadarıyla. şimdi bunlara bir açıklık getirmeye çalışalım;
öncelikle, kullanılmış olmasının bir takım yalnızlık hisleri yarattığı bir özellik olan " içtima" dan başlayalım ve basit bir istatistik yapalım, 4000-5000 küsür yazarı olan bir sözlükte, aynı anda online olarak gördüğünüz yazar sayısı 300’ü asla bulmaz. bu rakamı da, gece gündüz o ortamlarda takılıp önüne gelen her başlığa atlayan ve kimseye bir faydası olmayan entryler yazan bir çoğunluk ile, yazılmış olan saçmasapan yüzlerce entry arasında belki bir iki tane kayda değer şeye rastlamak için sabırla gezinen bir kaçı oluşturur. bu değerli vakitler bu denli zavallı bir eylemle geçiyor olsa bile, hiç değilse okunacak ve ne olduğu önemli olmayan bir şeyler bulmak kaçınılmaz olduğu için bahsi geçen yazarların sıkıldıklarını fark etme imkanları pek bulunmuyor olsa gerek. ancak aynı oyalanma yöntemini laneth'ten de bekliyor iseniz, buna tarihimizin hiçbir döneminde tanık olamayacağınızı üzülerek belirtelim.
laneth'teki aktif yazar sayısının an itibariyle 56 olduğunu, içtima adını verdiğimiz sorguda aynı anda online görebileceğiniz yazar sayının da sizi tatmin edecek rakamlara ulaşamayacağını hatırlatarak bir başka sorun(!) olan entry sayısına geçelim;
online olan yazarlar bile neden bir şey yazmıyor? çünkü laneth konseptini benimsemiş yazarlardan oluşuyoruz, bunu başaramayıp her başlığa gereksizce atlayanları aramızdan sıyırdık hatırlarsanız. zaten hali hazırda bir laneth yazarı olup da aramıza katılan hiç kimse, adaptasyonla ilgili herhangi bir sıkıntı sürecinden geçmedi. bahsettiğimiz yazarların daha önceleri yazar oldukları sözlüklerde yazdıkları entrylerin sayıları, belki bileniniz vardır, yıllık ortalama ile maksimum 100 ile 300 arasındaydı. her entryde tonla şeyi emek ve zaman harcayarak verebilen bir yazarın entry sayısı, gerçek bir hayatı ve değerli bir zamanı olduğunu da göz önünde bulundurduğunuzda, bu rakamlarla kalmak durumundadır. evet, kaliteli yazar az ve öz yazar. laneth'in olmaya çalıştığı şey de tam olarak bu. zaten ancak yeri geldiğinde hayaleth gibi durmasını bilenler, hayaleth'lik sürecini tamamlayabiliyorlar. umuyoruz yeterince açıklayıcı olmuştur.
son olarak, ufak bir istatistiki değerlendirmeyle bitirelim;
kalabalık ve haliyle saydığımız konularda tatmin edici kabul edeceğiniz sözlüklerin gelişim ve ölüşüm süreçlerini irdeleyecek olursanız, bu hallerine 4 ile 9 yıl arasındaki bir sürede kavuştuklarını hatırlayabilirsiniz. bizi ilgilendiren kısmı, yani hedefimiz olan rakamlar, yalnızca içlerindeki kaliteli yazarların oluşturduğu kısım elbette, bu durumda şöyle bir değerlendirme daha yapalım. halihazırda 4000 civarı yazarı olan bir sözlüğün kaliteli yazar sayısı, akıllıca ve iyimser bir değerlendirmeyle 50'yi geçmiyor. aynı platformun, aynı nitelikler bakımından tarihi boyunca sahip olduğu ve bir şekilde kaybettiği yazarların sayısınına da 200 diyebiliriz. tüm zamanlarını ele almak için toplayalım ve 250 diyelim. bu rakamı da biraz düşüreceksiniz, zira çoğu reankarnasyonla yeniden gelen ve bu yüzden aynı niteliklere sahip olabilen yazarlar zaten. hadi yine biraz iyimser olalım ve bu rakamı toplamda 150 kabul edelim.
bunlar ve benzeri değerlendirmeler sonucunda, size çıkarabileceğimiz en umutlu gelişme şu;
laneth, size uzun geleceğini tahmin ettiğimiz bir sürecin sonunda, taş çatlasın 200 yazara sahip olabilecek bir platform. yine böyle bir platformda okuyabileceğiniz entry sayısı da, en iyi dönemlerinde bile, bir günlük zaman diliminde belki 500'ü nadiren bulabilecek.
çünkü laneth hiçbir zaman, sözlüklerin her birinin yaptığı gibi, yeter ki tıklanma oranımız artsın ve bizlere para olarak dönsün diye önüne geleni aranıza katmayacak.
beklentilerinizi hem nicel, hem de nitel yönden değerlendirerek kolayca karar verebilmeniz, ve eğer böyle bir ihtimal varsa zaman kaybına uğramamanız için elimizden geleni yapmaya çalıştık. çünkü zamanınızın bizimki kadar değerli olabileceğini hesaba katıp saygı duymak durumundayız.
tıpkı, aptallar olmadan bu işlerin yürümeyeceğini söyleyenlere dahi saygı duyduğumuz gibi.
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
uzun yazılar okumayı sevme(zdim)m. uzun yazmayı hele hiç sevmem. kalın kitaplar okumayı severim. ama böyle en sevdiğim yazarların kitapları olmalı. yoksa hiç gelemem, içim sıkılır. josé saramago olmalı mesela, ya da victor hugo. neyse efendim. laneth'te yazılan uzun yazıları ise çok seviyorum. hepsini de okuması ayrı zevk veriyor insana. belki yazarları bire bir tanıdığım/sevdiğim insanlar olduğundandır, belki de belli bir zümreye hitap ettiği içindir, bilemiyorum. kitap falan çıkarsalar kalın kalın, yine okurum. bi de şey, ben yazamıyorum diye moderatör yaptılar beni, onun da farkındayım. bilin istedim.
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
( zombi, 08.05.2008 21:39)
ben burasını bir fanzin gibi görmeye başlıyorum. türkçe karakter uygulaması da başladı, tadından yenmez oldu. ben de mahlasımı türkçeleştirmek üzere still cursed kişisine başvurdum. ama bürokrasi ve kırtasiyeci anlayış buralara kadar uzanmış. verdiği yanıt: "sulh hukuk mahkemesine ad değiştirme dilekçesi ile başvurun" oldu. sanki biz mahkemeye gitmesini bilmiyoruz!
şaka bir yana şok şeker bir hüviyete bürünüyor laneth bence.her ne kadar sabık itü sözlük yazarlarından oluşan bir köke sahipse de itü sözlükle göz atmak ve belki ara sıra takip etmekten başka ilişkisi olmayan adı sanı işitilmemiş iyi yazarları bünyesinde bulundurmakta ve gün geçtikçe büyümekte.
ekşi'de girdiğim entry, üç dakika sonra ikinci sayfanın ortalarına kayabiliyorken, burada uzun bir süre okunmayı bekliyor, negzel. sırf bu yönden bile tercih nedenidir benim için. daha fazla yazı yazılmalı ve bir başlıkta örneğin tartışma ortamı oluşturmak refleks haline gelmeli. o zaman mükemmele doğru hep beraber sıçradığımız andır. sevgiyle...
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
..bir varmış bir yokmuş, itüsözlük adında formatı standart ancak yazar kadrosu diğer sözlüklere göre süfer bir site varmış,
diye başlamıştı hikaye benim için. ilk farketmemiştim tabi sadece yazar alımları açık diye atlamıştım, daha sonra okudukça farkettim. gerçekten beğendiğim yazarlar vardı close2death, sarhoş ejderha, maloğlan gibi daha bir sürü, uzatmak istemiyorum. ekşiden en önemli farkı bu sitenin çok fazla boş girisi olmamasıydı. yani bir başlığı okurken iyi bir giriye gelene kadar 20 tane boş giri okumuyordunuz;
4. nesil alımına kadar. o zamana kadar genelde kurucuların arkadaşlarından ve bazı daimi deneyimli sözlükçülerden oluşan site kalitesinden dolayı çok popüler olmuştu ve sonunda o zamana kadar aldığı yazarların 2 katını 4. nesille beraber aldı. aralarından iyi yazarlar çıktı elbette ancak ekşideki sorun bunun sonunda burada da çıktı; gereksiz giriler.
sevdiğim yazarların da teker teker gitmesine, kötü değil ama gereksiz olan girilerin tonla artmasına ve bir başlıkta iyi giri bulmanın giderek zorlaşmasına, güzelinden getir butonuyla hayatımı devam ettirmeye giderek uyuz olmaya başlamıştım, burayı keşfettim. o başta beni etkileyen yazarların bahsettiğim sebeplerden sıkılarak açtıkları bir oluşum düşüncesi çok hoşuma gitti. umarım uzun ömürlü olur ve gereksiz giri konusundaki tavrını da sonuna kadar sürdürür.
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
( white, 08.08.2008 20:09)
bilinçli bir çaba ile yazmadığım altbilinç ile yazdığım anlaşılma kaygısının zerresini taşımadığım için taşımama gerek duymadığım fevkalade rahat olduğum diyardır. bu diyarı seviyorum virgülsüz noktasız belkisiz seviyorum. işte o kadar.
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
defalarca girdiğin evlerde basmaktan sakındığın sıcaklığı hala bana sağlayan mekan, başkaları tarafından yürünmemiş sandeletlerimi önüme sürüp yine bana hoşgeldin dedi. son zamanlarında yazamayan ama son zamanalarını okuyan, t harfine basıp niki ve şifresi hatırlana bilen bi insan ya da lanet içinde yazar olmaktan mutluyum laneth. unutuğum yazılarımı barındırdığın için umutluyum. teşekkür ederim.
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
ne kadar da ilgisiz, takipsiz, dikkatsizmişim meğer. yeni gördüm, yeni buldum. yazıya küsmeseymişim, tövbeler etmeseymişim dedim.
çokça faydam olmaz. pek yararım dokunmaz zaten kimseye. ama görünce selamsız geçemedim, gözgöze geldik bir kere.
mouse'um da bozuldu, moralimle birlikte.
bu sefer sağlık değil laneth olsun.
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
“zamanımızın gerçek bireyleri, kitle kültürünün kof, şişkin kişilikleri değil, ele geçmemek ve ezilmemek için direnirken, acının ve alçalışın cehennemlerinden geçmiş fedailerdir.”
horkheimer, akıl tutulması.
90larda büyümüş olan bizler yeni serpilip gelişen popüler kültüre karşı tuhaf hissiyatlar geliştirmiştik. o vakitlerin intelijansyasının özelliği buydu. o kadar ki bu iş kısa zamanda yağa düşmüş, biraz popüler olan her imge pıtırlı sivilceli yüzlerin gençliğince derhal eteklerinden tutulup aşağılara çekilir olmuştu. bir zaman bir arkadaş bu konuda zirvenin ne olduğunu kanıtlamak istercesine orhan pamuk hakkında atıp tutuyordu ki okuyup okumadığını sordum, okumamış, ama hülya avşar’ın “bayılarak okuduğu bir roman” sahibi ne olabilirdi ki. o yıllar hülya avşar, televizyonda yeni hayat’ı eline almış, mini eteğinin şimdi frikik denilen ve futbol federasyonunun değişen kurallarınca tek vuruş gerektiren –prekazi’yi unutturmak için tasarlanmış gavur oyunu- boşluğunu ve kendi boşluğunu hiç utanmadan sergileyerek övgüler yağdırıyordu. malum “akıllı ol”mak henüz tedavüle girmemişti. 90larda popüler olan her şey buharlaşıyordu, olabildiğince uzak şehirlerine ve adaların karanlıklarına bakmaya meyilliydik. tarkan üzerine yorum bile yapmaz, metallica’yı git gide beğenmemeye başlardık. new kids on the block ise konjonktürden bağımsız nefret objemizdir, onu karıştırmıyorum.
sonra bir grup akıl insanı türedi, bu popülerliğe karşı saldırganlık dürtüsünün popülerleşmesini fırsat bilerek tam ters tarafa yuvarlandılar. açıkçası bel altı vurdular. örgü görünümlü hırkaları, makas ve tarak girmemiş sakalları, sürekli küçük emrahla john wayne arasında gidip gelen bakışlarıyla çakma popülizm esnafına bir darbe vurmak adına bütün yazılı ve yazısız etik kararnamelerini ve moral değerleri boşa çıkardılar. popüler olması günahının üzerinden bir sünger çekip mesela tarkan’ı dinler oldular, mesela müslüm gürsesle teoman’ı yan yana getiren gizli mason cemiyetleri iştirak ettiler, mesela hülya avşar’ı güzel, michael jackson’ı yeniden ilah ilan ettiler. onlara göre popüler olandan çekinmemek gerekiyordu. gerekiyordu çünkü internetin her köşesi ve reklam alınabilir her frame değerlendirilmeliydi. gerekiyordu çünkü milliyetçilik de batının bağrından tüy yolma oyunları da herkese gerekliydi. gerekiyordu çünkü duvarlar yıkılmış, gorki park liste başı olmuştu –bu biliyorum kronolojik olarak da uyumsuz oldu da, solcu histerisi yaptım. popülerlik yeniden revaçtaydı.
yalnız işin şekli de değişmeye başlamıştı, artık burnundan kıl aldırmaz entelektüel tipi, artık her boka anlayıp anlamadan espri yapmalar, “money talks” demeler ve bunlardan biri ya da hepbiri oluverip üstüne bunlara dair ironik yaklaşım sergilemeler de popüler olmuştu. bir önceki kuşağın dil bilen, ilim irfan ve dahi kültür görmüş elit anadolu lisesi öğrencisi artık marks’ın yahudisi gibi herkes oluvermiş, her yere yayılmıştı. hepsi ayrıcalıklı, hepsi yurtdışı seyahatli ve stajlı, her biri bir kültürün aktivisti tonla erkek veya kadının kendi ayrıcalıklarından feyz alan ve müthiş zekalarını sergileyecekleri, afedersiniz kafayı boka gömecekleri platformlar çok acil ihtiyaçtı. dolmuşa atlasa soluğu taksim’de alıverebilecek müthiş insan, harika çocuk ford ka modelimizin zinde yorumlarıyla taçlandıracağı ve aydınlatacağı, gelip geçerken de bir boku beğenmeyen biz kaybetmişleri/kaybedilmişleri popülerlik karşıtı vandallar sayacağı bir ortam o vakit doğuverdi. sözlükçülük bir meslekten çok bir kuşak fenomeni halini alıverdi. artık popüler olana temkinli yaklaşana atılan taş, “er kişi”, “yazarcan”, “bülent ersoy”, “cinselliğimizin mahrem olmayan boyunduruğunu dümdüz salıverilmesi” hepsi bir çuvalda bir doğrultuda akmayı bildi. tabii asıl nemalananlar 70lerin solcu tiplemesinin daşaklarını burup elektrik veren yılmaz erdoğanlar, eğitimsiz ve görgüsüzlüğü yücelten ivedikler, yeni çağın falliğini kozalak efendinin bacakları arasında arayan çağçağlar, durduk yere anamıza söven başbakanlar velhasıl kelam bilcümle popülerlik dostu yeni popüler krallar, bütün bir postyapısalcılar oldu. be gerizekalı beğenmediğim şeyle ilgili beni entel hastalığıyla itham ediyorsun da o beğenmediğim senin de taptığın şeyin gişesini biliyor musun –tutamadım kendimi afedersiniz.
daha beteri var, anketlerde çıktı, üniversite öğrencilerinin yüzde doksanı cinlere inanıyormuş, laf etsem kıracak kafamı, pusuda. bir kere bu popülerlik dostu bilikişiliğin herhangi bir tezi bulunmuyor, onun tek yöntemi reduktio ad absurdum, tutarsızlığa indirgeme, aklı fikri benim savunduğum şeyi hangi salakça önyargılarla ele aldığımda, ne tip kuyruk acım olduğunda. sendikadan bahsediyorum, bana vibratör fabrikasındaki işçilerden tutup örnek veriyor, kahkaha atıyor. faşizm diyorum, muro taklidi yapıyor. ve sonunda popüler olan, kolay tüketilen, temelsiz her şey referans oluveriyor.
ben 90lardan kalıyorum, tercihim bu yönde. üç günlük fani ömrümde güç manyaklığının akladığı popülerlik etrafında niye sinek olayım. tarkan dinlememeyi eksiklik saymıyorum, o zweig okumadığı için ezilmiyorsa, ben tarkan üzerine verdiği ayarı hiç umursamıyorum. popüler olan her şeye temkinli yaklaşıyorum, aniden yükselen liberalizme, orhan pamuk nefretine, dizi çılgınlıklarına, işsizlik demogojilerine, hatta ab karşıtlığına (solcuyum ulen ne alakası var)… temkini elden bırakmıyorum, onların binlerce sözüne karşılık, benim sözüm kim takarsa artık. laneth’te yazıyorum, ayşe arman’ın seksapalini umursamıyor, ihlsözlük kurcalayıp gülmüyor, hadise’ye laf etmiyorum. geriye kalan tüm dünyayı değiştirme gücüm olsaydı, bunu yapmazdım, ama güçsüzlüğümün farkında, lanethliliğimin tam bilincindeyim.
sadece kendimle ilgili uzak çok uzak ufuklara bakıp, küçük çok küçük taşlar atıyorum bey ve hanım efendilere. bakınız sırf eski kafalı solculuğumdan marks’ın bir sözü ile bitirmek istiyorum:
“ve iyilik sonunda baskın gelince, seçkin, gerçi ahmaklığını değil, ahmaklığının bilincini yitirir”
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
ikinci doğum günümdür dört şubat ve hayatımda aldığım en güzel hediye olmasa da yeri en ayrı olan hediyemdir bana laneth ve lanethlenmem. uzun lafın kısası uzun süredir bir camın arkasından seyrettiğim bir bahçeydi laneth ve bahçede oynayan çocuklara hayrandım (alinin eskisi, z, damien, stil cursed, lacrimosa ve gülen, ağlayan, zıp zıp oynayan diğer bütün çocuklar). şimdi kırıldı o cam ve ellerime battı laneth. lanethlendim anne, lanethlendim ey sevgili, lanethlendim ey insanlık diye ordan oraya koşuyorum bahçede...
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
o, o $ekil giyinir, bu, bu $ekil giyinir; o tarz. yazma ali$kanligimi tamamiyla degi$tirip: oglum bo$ bele$ $eyler yazip ortalik mali olma, adam ol gay! demi$ bir olu$um olarak laneth onunde kendimi saygi ile kepirtlebilirim saniyorum ki bu bence olagan. seni opuyorum lanet. seni de opuyorum sayin still hanimabla. sdfjlskdfs. tamam lan o derece, o tarz laneth. tekel birasi.
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
bana ne işim var burda dedirten yer.
nedenmi diye soran olursa cevabı basit; benim gibi okumayı sevmeyen bir adam buradaki uzun uzun yazıları okumaya başlamış, bu yüzden kendisine şaşırmıştır. bir an ne oluyoz lan demiştir kendi kendine. sonra anlamıştır ki yeni uyuşturucusunu bulmuş, biraz daha, biraz daha diyerek devam etmiştir. sonunda zevk aldığı bişeyler okumaya yeniden başlamıştır. her ne kadar tanınmasada.
(tamam farkındayım kötü bir kapanış cümlesi oldu, bende bilmiyorum neden yazdım).
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
çok oldu uğramayalı...
kendimi çocukluğumun geçtiği mahalle de şaşkın gözlerle karşılanan bir yabancı gibi hissetmeden adım adım dolaştım sokaklarında aheste aheste. emekli olduktan sonra uğradığınız ilkokulda gıcırdayan ahşap zemin ve içinize çektiğiniz eskimeyen tebeşir kokusunun huzurunu verdi bana okuduğum her satır.
sessizliğinin dinginliğinde dinlendim bir süre, henüz hazır değilim içimdekileri kelimelere dökmeye. ama...
varlığın güven veriyor... tıpkı, fırtınalı bir gecede çalabileceğin tek kapının, kırk yıllık dost kapısının açıldığında aldığım nefes gibi.
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
doğaldır, bir grup insanın meydana getirdiği her şeyde belli bir şekil şemal aranır, ortak unsurlar göz önünde bulundurulur ve bir fikir oluşturulur bunun sonucunda. laneth de bugüne dek bu tür fikirleri ve buna bağlı olarak türlü çeşit adlandırmaları gördü geçirdi. yazanlar değişti, yazılanlar değişti, çoğunluğu neyle sağladıysak o olduk haliyle. sözlük anarşistleri de olduk, akp yandaşları da. sosyalistler de olduk, üç nokta edebiyatçıları da. çoğu birbirinden alakasız bir sürü şey olduk, başımızı sonumuzu bilenler tüm o dönemleri de iyi bilirler. bundan önce böyle oldu ve bundan sonra da böyle olacak, çünkü doğal olan bu. yine doğal bir biçimde, gerek burada, gerekse başka yerlerde pek çok insan bu doğrultudaki fikirlerini dile getirirken, farkettim ki ben kendi şahsi fikrimi bugüne dek herhangi bir yazıda geçirmemişim. şimdi o fikri dışardaki çoğunluğun arzu edeceği biçimde "özet" geçecek olursam, mevzu şu ki, kendi adıma, burada yazılan yazıların türüyle zerre kadar ilgilenmiyorum. dünü/yarını olmayan fikirlerle de. herhangi bir türün eksikliğini hissedenler, bize ne yazmamız gerektiğini söylemek yerine bu eksikliği kendileri bizzat giderebilirler. istek üzerine yazı yazmıyoruz burada. yazan varsa da ben bilmiyorum.
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
dediler ki; zamanla hep azalırmış sevgiler. olsun amına koyim, bana seninle geçen yıllarım yeter. dediler ki; gün gelir unuturmuş gidenler. olsun ulan, bana laneth'le düşüp kalktığım günlerim yeter. nasıl olsa her şeyin zamanla sonu yok mu? ömür dediğimiz şey, küsecek kadar çok mu?
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
|
© 1913-2012 laneth ruhsal devinim ürünleri corp.
laneth, sözlük biçiminde tasarlanmış bir site olmakla birlikte, bir sözlük oluşumu değildir.
laneth'te yazılmış ve yazılacak olan her şey baştan sona uydurmadır ve yazarından başka hiçkimseyi bağlamaz.
laneth'te yazılmış olan her kelime, hırsızını boğazlayıp sahibine geri dönmek üzere programlanmıştır. çalınan değil ama unutulan sözlerimiz g.tunuze girsindir. |