onları affeyle baba
  1. papa ikinci jean paul'ün ağca tarafından vurulduktan sonra hastaneye götürülürken aklına gelen sözler, isa'nın golgota tepesi'nde kıpkırmızı ve kör ve sessiz bakarken sarfettikleri olmuş..

    'onları affeyle baba, çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar'

    üzerinden yıllar geçti ve ağca dans programında yarışmacı olarak yer almanın eşiğine kadar gelebildi. paul ise kurtçuklarla haşır neşir, toprak tarafından sahiplenilmiş ve katolikler gizli gizli sevişiyor hala, bir caddenin ortasında ele güne karşı olsalar da... yine ardına kadar kapalı, korkak bedenleriyle...

    ister istemez aklına takılıyor insanın, checkpoint charlie'den neler gitti vatikan'a ya da varşova hala bembeyaz mı paul'ün asası değdikten sonra.

    kırbaçlar nasıl da şakır şakır inip kalkıyordu kimbilir.
    ölen kardinaller, özgür din söylemleri, arjantin'in -biraz da bütün latin amerika vurgusu- düşürüldüğü borç batağı.

    şili'de cehennemi yaşayan fahişeler!

    ve petrus aşkına daha 10'lu yaşlarında sayısız işkenceyle öldürülen ruhun devrimcisi güney amerika çocukları...
    ve öldürülen ya da yaşarken ölü muamelesi gören eşcinseller...
    ve daha neler neler. üç noktalar bitmez sahiden de...

    "alzatevi andiamo" sevgili ioannes, umarım gücün neler yapabileceğinden korkmuşsundur hayatının bir yerlerinde.
    (uyuyamayanlar, 24.07.2010 13:41 ~ 13:47)

  2. onları affet baba bilmiyorlardı, ilk taşı günahsız olan atsın vesaire vesaire.

    bunları biliyoruz.

    baba beni neden bıraktın demek üzerine tüy dikti olan bitenin.

    bunu da biliyoruz.

    peki neyi bilmiyoruz.

    o yok. bir çok gidenin memnun ki yerinden denilen yerin esrarından gayrı.

    peki bildiklerimiz çok ama unutmaya çalışmıyor muyuz?

    çalışıyoruz.

    ama tam unuttuğumuzu zannetiğimiz vakit ansızın hububat memuru karşımıza çıkıyor ve yeniden hatırlamalar başlıyor.

    kafamızı duvara vuruyoruz. ister maddi ister manevi olsun bu duvarlar.

    olmuyor olamıyor.

    o yüzdendir ki eyüp'le kendimizi özdeştiriyoruz.

    o eyüp ki elinde avucunda ne varsa alınmış yaşarken bir ölüye dönmüş ve tanrının eline canlı canlı düşmüştür. ama inatçı olduğundan inadım inat diyip ricat etmemiştir. hemde ne uğruna bir bahis uğruna beyude yere. kazancı ne oldu eyüp'ün çok şey.

    lazarus'a pek kimse özenmez. rivayet muhteliftir ki lazarus dirildikten sonra bir çok gidenin geri dönmeiği aleme geri dönmek istememiştir. çünkü bu dönbaba dönelim dolap beygirliği falan....

    falan filan filan falan....

    bütün bu filan falanın üzerine kuyruğu dik tutmak üzerine de kan tükürüp kızılcık şerbeti üçü bir arada içtim demek var.

    oysa eyüp bir semt adı olmuş bol dua edilen bir yer olmuş.

    belki belki pier lotiye çay içmek basamak yapılan bir yer falan.

    bu yazının sonu yok olmazda zaten geçerken bir uğradım bon nuit diyorum.

    eğer mümkünse......
    (nevadasmith, 25.07.2010 09:21 ~ 26.07.2010 00:09)


© 1913-2010 laneth ruhsal devinim ürünleri corp.

laneth, sözlük biçiminde tasarlanmış bir site olmakla birlikte, bir sözlük oluşumu değildir.
laneth'te yazılmış ve yazılacak olan her şey baştan sona uydurmadır ve yazarından başka hiçkimseyi bağlamaz.
laneth'te yazılmış olan her kelime, hırsızını boğazlayıp sahibine geri dönmek üzere programlanmıştır. çalınan değil ama unutulan sözlerimiz g.tunuze girsindir.