sergüzeşt - laneth
sergüzeşt
  1. siyasete, polemiklere girmese de kendisi hakkındaki fikirlerim "iyi yazar" olarak kalsa keşke. yine de, her hafta edebiyat dergilerine dadanmaktan imanımın gevrediği şu dönemde ilaç gibi geldi kendisi. hem, param da cebime kalıyor, fena mı?
    (zombi, 09.06.2008 03:14 ~ 03:15)

  2. evime döndüğümde yazmayı dilediğim bir yazı vardı bu başlığa. o'ndan bahsedecektim. ama hiçbir şey planlandığı gibi gitmez, zaten şükürler olsun ki kendisi de spontane gelişen şeyleri daha çok seviyor. ben hala bilmediğim bir semtteyim, dışarda yağmur yağıyor, evime gitmek üzere başka bir evden çıktım ve biraz ıslandıktan sonra az da olsa sakinleşip, tamamen sakinleşinceye dek vakit geçirmek için gördüğüm bir internet kafeye girdim. insanlar, böyle hisettikleri zamanlarda, bunu unutturacak şeyler ararlar hemen, elleri telefona gider, dost bi ses duymak ve "hayat ne kadar da boktan di mi lan?" diye sorup cevabı sklemeden rahatlamak isterler filan. ben hayatımın hiçbir yalnızlık krizinde birini aramış biri değilim. konuşmaya kalkışınca zırvalamaya başlıyorum zaten. daha dün akşam beraberdik, bugün de pazar, muhtemelen evde bi yerlerdedir, ben de ona yakın bi yerlerdeyim, belki arasam çıkıp gelebilir, ama bunu istemiyorum. sebebi insanların bizden uzaktayken ne kadar da güzel oldukları değil. yakınlarda bir yerlerdeyken de bir o kadar güzel olan bir kaç kişi tanıyorum, sergüzeşt de onlardan biri. hani birden fazla rengimiz vardır ya, çok az insan bizim her yüzümüzü birden tanıyodur ya, ben o'na hangi yüzümü dönsem bilir, hangi yüzünü görsem sevdiğimdir. ama işte, uzaktayken çok güzel olan o insanlar var ya, hani unuttukça hatırlanan yalnızlıklarımız... işte benim derdim bu ve bunu bu saçmasapan günle birlikte o'na ölümsüzleştirmek bilseniz nasıl da güzel geliyor. biri benim adım altında kendinden bahsetse, beni ne kadar sevdiğini anlarım.

    bu kadar yoğun bir tepki vermem, belki artık gerçekten de çok olmaya başlamış hastalığım yüzünden olabilir, haftalar geçti ve ben tükettiğim bir ton ilaca rağmen bir türlü iyileşmiyorum. belki de şu anda yine bir sinir hadisesini acı sanma hatasına düşüyorum, burada yeterince vakit geçirdiğimde bunu anlamış olacağım ha? geri döndüğümde ona karşı ne hissediyor olacağım bilmiyorum ama kötü bir şey söylemediğim için mutluyum, eve gidemediğim için de. her şey olup bittikten sonra insanlar bunu yalnızca sizin uslanmaz sinirlerinize bağlayıp rahatlarlar, ona bağlayabileceği daha fazla şey vermedim aferin bana ki. ne güzel bir mekanizma gelişmiş insan denen şeyde be, kendi yapmadıklarını başkalarının yaptıklarıyla örtbas etmek ne güzel bi yetenek be, tanrı'm bana da bahşetsene azıcık, ben kulun değil miyim? bütün bir yıl boyunca bu günleri bekliyorsun, sonra haftalar boyunca kendi yaşamını hiçleyip bir başkasının bu günleri eğlenceli bulması için elinden geleni yapmaya koyuluyorsun, sonra sen ne aradığını bile bilmediğin evlerde kan ter içinde saatlerce yatıp dururken, tanrı'm, tamam bunu yapmayı kesiyorum. hayat gereğinden fazla adil olduğu halde nasıl oluyor da dengeler bu kadar bozuk olabiliyor, gerçekten? işler aslında böyle mi yürüyor? öyleyse neden arkalarını döndükleri anda yüzlerini hiç olmadıkları kadar güzel hatırlar oluyoruz ha? alırken sorun değil de, saklarken niye beceriksiziz bu yaraları oğlum? yoklar lan. sen çırpın dur yani, yoklar. bir de ayrı dünyaları birleştirmekten söz edip dururlar.

    o kadar kızgınım ki, en sevdiğim şeyi bile geri kazanamamacasına kaybedesim var. ama bir kaç sigara daha içtikten sonra burnumu sile sile o eve geri dönecek ve sessizce kıvrıldığım köşemde gelip bana gülümseyerek sarılmasına, gitmediğim için teşekkür etmesine izin vereceğim. sonra içerdekilere geri geleceğimi söylediğini hatırlatırken, onu ne kadar sevdiğimi bildiğini söylerken duyacağım sesini. içimden bir teşekkür daha edeceğim ona. "sevilmeyi sorgulamadan kabullenenlerden olduğun teşekkür ederim bebek... çok teşekkür ederim herkes gibi olduğun için."

    ...

    sergü lan... hayatta bazen birileri kendi varlığını aşıp bir şeylerin simgesi haline gelir. hangi yüzün neyin simgesi oldu az da olsa bilirsin ama, bilmediğin şey şu ki, biri, yalnızlığının yüzüne bakarken dahi, dönüp seninkine gülümseyebiliyorsa, onun yakınlarında bir yerlerde kalmaya devam etmek insanlık borcudur.

    sana hep kal diye duygu sömürüsü bile yaparım.
    (still cursed, 08.02.2009 16:41)


© 1913-2012 laneth ruhsal devinim ürünleri corp.

laneth, sözlük biçiminde tasarlanmış bir site olmakla birlikte, bir sözlük oluşumu değildir. laneth'te yazılmış ve yazılacak olan her şey baştan sona uydurmadır ve yazarından başka hiçkimseyi bağlamaz. laneth'te yazılmış olan her kelime, hırsızını boğazlayıp sahibine geri dönmek üzere programlanmıştır. çalınan değil ama unutulan sözlerimiz g.tunuze girsindir.