signora quiete - laneth
signora quiete
alakalı konular
poster
  1. kapıdaki gözümün ışıltısıydı... sesimi bensiz tek duyan.

    desem ki sen takıl diyedir en çok attığım her ağ, balık olduğun gecelerin her birinde hesap soranın ben olurum hayata...

    sen hep hoş gelirsin zaten.
    (still cursed, 04.04.2008 02:29)

  2. bu satırları kiminle birlikte yazdığımı biliyorsun (çünkü senin insanları ayırt etmek için ne noktalama işaretlerine, ne de yüzlerine ihtiyacın yok), ama senden başka hiç kimse, bunları neden buraya yazdığımı bilmiyor. günler sürdü, gerçekten zor oldu, ve pek çok şey eksik kaldı, biliyorsun bunu da... kalanları yalnızca sana anlatacağım.

    bir kere insanlar hakkında söylediğin hiçbir güzel sözü geri alma, aksine, elinden geldiğince ölümsüzleştir. çünkü emin ol, hak etmediklerinin anlaşıldığı zamanlarda, bu onlara senden on bin kat daha fazla koyuyor. ben hep insanlara, okumaktan utanacakları mektuplar biriktiririm.

    cümleye birinin adıyla başlıyorsan, ona, noktayı cümlenin dilediği yerine koyma hakkı tanıyorsun demektir; dilediğin kadar uzun cümlelerle konuşabilmek için, hiçbirini kendi adından önce anmamayı öğrenmelisin. senin dışında kaldığı sürece, dünya tamamiyle orospu çocuğudur ve bununla ne demek istediğimi de sadece sen anlıyorsun; hiçbir öykünün en güzel yerini bir başkasına ayırma! nokta! gözyaşlarına gelince, onlar bitmiyor. sen artık ağlamamayı öğreniyorsun ağlaya ağlaya.

    iplerin senin elinde olmadığı zamanları, kendin bi ipin ucunda tüketiyorsan, ipleri elinden almayı çok iyi bilen o eksik aşklardan, hak edilmemiş sevgilerden, elinde bıçakla sırt kollayan dostlardan uzak durmayı öğrenmelisin. oysa sen kendi uğruna yaşamayı becerebilecek biri değilsin. sen, güzel gülümseyebilen her yüreğe sonuna kadar açmakla meşgulsün, içinin en güzel yerlerini. evet belki insansız bir dünya, çekebileceğimiz acıların en büyüğüdür, ben sana yalnızlığı övmüyorum. hepimiz sonsuza dek yalnızız, sana zaten sahip olduğun bir şeyi niçin tavsiye edeyim? ben sana insan sevme demiyorum, gerçekten "insan" olanı sevecek kadar cimrileşebilmen için dua ediyorum sadece, çünkü eğer bunu yapabilirsen hiçbir sevgi seni eksiltemeyecektir. sandığından çok daha akıllısın, kimler insan taklidi yapıyor iyi biliyorsun. hah, işte onları sevme. ama seviyormuş gibi yap bazen gerektiğinde! bana bunun ne denli erdemsiz bir seçim olacağını da söyleme, senin o ilk damla gözyaşınla cehenneme gönderdim bütün erdemleri, sen yeniden gülümseyinceye kadar da orda yanacaklar.

    birini sevebilmişsen, onu haberdar etmenin gereği yok, gerçekten sevilen herkes, bunu sen söylemeden çok önce bilir. zaten ikna olduklarında da götleri kalkıyor güven bana! bu yüzden,

    cümlelerin azalmaya başlıyorsa, sen de susmaya önce sevgilerden başla.

    son olarak, benim de çoğu zaman çocuklar gibi korktuğumu bilmek bir işine yarar mı bilmem, ama kesinlikle bilmen gereken bir başka şey var;

    gülmek bana hiç yakışmıyor.*



    ***

    bakkaldan birşeyler çalmak için fazla zengin ve dürüst olduk yirmili yaşlarda. o zamanlar bir çikolata için bile birilerini ikna etmemiz gerekiyordu. şimdi hiç değilse bu tür küçük şeylere yetebiliyor gücümüz. hem o zamanlar yaptığımız her şeyin hesabını sormamız gerekmiyordu kendimize, geceleri uyku bizi almadan önce. şimdi ise küçük yaramazlıklar için bile kendimizi kolayca bağışlayamıyoruz. ben sana çikolata alabilirim. hatta bir sürü başka şey daha. ama komşu teyzenin saksılarını kıracak olursak, kendime vermem gereken cezayı keyifle ödeyebilirim hala, senin ismini de vermem soran olursa. sonra, yaşadığım sokağın yakınlarında dut ağacı yok ama belki sizin oralarda hala bi tane vardır. yoksa bile, uzak bi şehirdeki ailemi ziyaret etmemiz yeterli olur birkaç gün için, hala yaşıyorlar. orda istemediğimiz kadar dut ağacı bulabiliriz. hem ben ağaçlara tırmanma konusunda hep çok iyiydim, sincap gibiyim övünmek gibi olmasın. bisiklete gelince, benim hiçbir zaman bi bisikletim olmadı, bu da kahrolmadığım yoklukların başında gelir. ama abimin her zaman, istediğim anda alabileceğim bi bisikleti olmuştur, hala da var. kimsenin bilmediği yeşillikler biliyorum gizli tepelerde, ama yolun bir kısmını tırmanmamız gerekecek.

    orta okulda aşık olduğum çocuk, gerçekten de aşık olunması gereken biriydi, senin de onu tanıyıp sevebilmiş olmanı çok isterdim, birbirimizin omzunda dökeceğimiz her damla göz yaşına değerdi. ama kahrolmamız için bir neden yok, bence hala dünyanın bi yerlerinde, iki yürek birden sevebileceğimiz, uğruna dört göz birden ağlayabileceğimiz bir kaç melek kalmıştır.

    hayatımda hiç kopya çekmedim ben, ineğin tekiydim. ama seninle en arka sırayı paylaşma şansım olmuş olsaydı, hocaların anlattıklarından daha iyi şeylerim olurdu dinlemek için, ve bak işte bu kahrolduğum yoksunluklardan biri şimdilerde. edebiyatçıya gelince, cidden takmıştı bana ha. her teneffüs zilinde sınıfımın önüne koşması, bazı arkadaşların hakkımızda çeşitli dedikodular yaymasını sağlamıştı kısa süre içinde. onunla aramızda, kimselerin anlayamayacağı bir sevgi olmuştu hep, hiç konuşmayan türden, hani hep başka şeylerden söz eden.

    "artık atamazlar." keşke o cümleyi hiç kurmasaydın… bunca yılı böyle kısacık cümlelere sığdırman yasaklanmalı. herkesin artık yapamayacağı pek çok şeyi var, ama henüz hiç yapmadıklarımızı sayıyorum ben birkaç gecedir, ölenleri toprakla örttüm ve bağışladım gidenleri. mesela geceleri abur cuburla sabahlamamıza hiçbir "sağ kalan" karışmaz sanıyorum, zaten her sinema isteğine paralı yakalanacak kadar da zengin olamadık hala. korsan filmlere gelince, bende tonla var, koleksiyon yapıyorum ve çoğunu henüz görmediğini umut ediyorum. sendekilerin çoğunu da benim henüz izlemediğimi varsayacak olursak, önümüzdeki bi kaç yıl, film için para vermemize gerek olmayacağı sonucunu bulabilirsin.

    tüketenleri kalabalıklaştıramayacağımız kahvaltıları, tüketilenleri abartarak keyiflendirebiliriz diye düşünüyorum. belki midemle yeniden eskisi gibi dost olmamızı sağlayabilir yarı uykulu sohbetlerin. eskiden olsa babam zırt pırt sizde kalmama izin vermeyebilirdi, ama eğer artık evinden çıkmıyor olmamdan sıkılacak olursan kendisine bi alo demen yeterli olur, o gerektiğinde hayatıma kısıtlama getirmenin yine bi yolunu bulacaktır.

    planladığım zamanlarda seni haberdar etme imkanım olmamıştı; defalarca evden kaçtım ben… benim her yerden gitmeme o kadar alıştılar ki insanlar, kaçış bile demediler onlara sonraları. kimin yüzünü artık seçememeye başladıysam, onun yüz'ünden bir bavulla ayrılmam gerekti. yenilerini bulmak için değil. ama aramaya çıkmadığın herşey seni bulur gittiğin şehirlerde. neyse. bunları o uzun gecelerde konuşuruz seninle.

    bununla bitirmek istemezdim ama, buralar da hep alışılageldiği gibi karanlık. zaten ışığın her türü pahalıya patlamıştır her zaman. "fazla ışık zihinleri karartır" hem, yalan yüzleri ayırt edemezsin. halbuki karanlık öyle mi, gerçek güzellikler nasıl da parlar onun içinde, kim sana neyi oynuyor bilirsin. karanlık huzurdur; ışıksız da görebilmeyi öğrendiğinde, bunu da öğrenirsin.

    nefreti anlatmanın bin türlü yolu varken gerçek sevgilerin söze dökülemediği gibi, hüznü anlatmak da kolaydır, ama mutluluğu öyle birkaç kelimeye sığdıramazsın. tanıdığım bütün şairler, mutluluğa yakalanınca yazmayı bıraktılar.


    iyi ki geç olmadan karşılaştık seninle…
    (ben deli değilim, 14.04.2008 14:54 ~ 14:55)


© 1913-2012 laneth ruhsal devinim ürünleri corp.

laneth, sözlük biçiminde tasarlanmış bir site olmakla birlikte, bir sözlük oluşumu değildir. laneth'te yazılmış ve yazılacak olan her şey baştan sona uydurmadır ve yazarından başka hiçkimseyi bağlamaz. laneth'te yazılmış olan her kelime, hırsızını boğazlayıp sahibine geri dönmek üzere programlanmıştır. çalınan değil ama unutulan sözlerimiz g.tunuze girsindir.