tutankamon - laneth
tutankamon
  1. tutankamon, hakkında çok az şey bilinmesine ve mısır tarihinde önemli bir yeri bulunmamasına rağmen, firavunlar arasında en çok şöhrete sahip olanı. söz konusu şöhretini ölümünden üçbin yıl sonra bulunan mezarının tarihin en büyük arkeolojik keşfi olmasına borçlu. bu keşfi bu kadar değerli kılan şey ise, üç bin yıl boyunca gizli kalmayı başarmış, dolayısıyla mezar hırsızları tarafından yağmalanan diğer bütün mezarların aksine, binlerce yıl boyunca el değmeden korunabilmiş olması. bilindiği üzere, eski mısır'da insanlar inançları gereği hayatlarının büyük bir kısmını ölümden sonraki dünyaya hazırlık yaparak geçiriyorlar. firavunlar tahta çıkınca ilk iş olarak kendilerine tamamlanması yıllar süren görkemli mezarlar yaptırmaya koyuluyorlar filan. ölümden sonra yeniden dirilişe inanıldığı için de ölen kişinin tüm değerli eşyaları kendisiyle birlikte bu mezarlara konuluyor ki bu da mezarların hırsızlar için bir tür cennet olması demek. haliyle, büyük piramitlerin içindeki mezarlar dahi soyulmaktan kurtulamamışken, bir başka mezarın altında ve yeterince derinde yer alan tutankamon'a ait mezarın, binlerce yıl sonra, gömüldüğü gibi kalmış hazinesiyle beraber bulunması, onu bulanların adlarını tarihe altın harflerle yazdıracakları anlamına geliyor.

    1922 yılında, bu şerefin büyük kısmı ingiliz arkeolog howard carter'a, bir parçası da onun 15 yıl süren çalışmalarını finanse eden lord george edward stanhope'a kısmet oluyor. keşfin hikayesiyle ilgilenenlere "the search for tutankhamun" adlı belgesel tavsiye edilebilir. ama esas olarak tutankamon'un kendi hikayesiyle ilgilenenler için, üzgünüm, hem kaynaklar hem de bu konudaki "varsayımlı çalışmalar" yok denilecek kadar az.

    eski adı tutankhaton olan tutankamon*(güneş tanrısı amon'un yaşayan temsilcisi), hakkında en az bilgiye sahip olunan firavun. kimi uzmanlara göre akhenaton'un üvey kardeşi, kimilerine göre ise karısı nefertiti dışındaki bir kadından doğan oğlu. -babası diyelim- akhenaton, aton'a bağlı tek tanrılı bir düzen kurup mısırlıları diğer tanrılarını bırakmaya zorluyor. başkenti teb'den bugünkü adı amarna olan akhetaten'e taşıyor ve bu dönem "amarna dönemi" olarak da biliniyor bu yüzden. tutankamon babasının hükümdarlığı boyunca yaşanan bu tek tanrılı dönemde "tutankhaton" olan adını, kendi hükümdarlığı sırasında eski haline dönen rejimle birlikte değiştirmiş olsa gerek.

    babası öldüğünde, tutankamon, yarı kız kardeşi olan ankhesenamen ile evlenerek tahta çıkıyor. henüz dokuz yaşında. hükümdarlığı da dokuz yıl sürüyor, çünkü bugün bile tartışılan bir sebepten dolayı, on sekiz yaşında ölüyor bu zavallı. kendisinden sonra dul karısı ankhesenamen ile evlenerek tahta geçen ay tarafından öldürülmüş olduğu fikri yaygınken, çok tanrılı dine dönüş yaptığı için bir rahip tarafından öldürüldüğü de bir başka varsayım olarak karşımıza çıkıyor. 1968'de röntgeni çekilen ve kafa tasında bir çatlak tespit edilen tutankamon'un ölümü kafasına aldığı bir darbeye bağlanırken, 2005'te çekilen bir tomografi sonrasında ayağında meydana gelmiş bir kangren sebebiyle öldüğü şeklinde başka iddialar ortaya çıkıveriyor. sonuç olarak, ölümüyle ilgili her şey bilinmezliğini korurken, öldüğü sırada sağlıklı ve 1.68 m boyunda olduğu netleşmiş bilgiler arasında.

    tutankamon, soyunun son ferdi olarak kalıyor çünkü ankhesenamen ile sahip oldukları çocuklarının hiçbiri hayatta kalamıyor, ki bu da bir kardeş evliliği için gayet normal. yine tarihsel bulgular, apar topar gömüldüğü ve kendisiyle ilgili bilgilerin mümkün olduğunca yok edildiği yönünde. mezarının çok iyi korunacak şekilde gizlenmesi, içerisinde yer alan yazılı ve ilginç uyarılar**, kendisini saklamak için gösterilen özen, ve tabi en çok da, mezarının açılmasını takip eden yıllarda bu konu üzerinde çalışmış olan pek çok kişinin başına gelen esrarengiz ölümler, bu ölümlerle ilgili olarak öne sürülen/çürütülen bir takım bilimsel iddialar, bir şekilde kendine yer bulan lanet inancı, sonra şu kolye meselesi (değerli bir taş olduğu varsayılan kolyenin aslında camdan yapıldığı ve söz konusu camın ancak çok yüksek bir sıcaklıkta meydana gelebileceği, bu sıcaklığa ise yeryüzünde ulaşmanın mümkün olmadığı belirtiliyor. tutankamon'un kolyesindeki camın oluşabilmesi için atom bombası tesirinin on binlerce katı büyüklüğünde bir patlamaya ihtiyaç olduğu söyleniyor, haliyle böyle bir ısının yeryüzündeki kaynağı da ayrı bir merak konusu) vs... bütün bunlar bi yana, o'nun insanlık için gizemini hala koruduğu bir gerçek.

    hadi bilimi de, efsaneleri de bir kenara bırakalım. tutankamon ne bir yarı-tanrıydı, ne lanetliydi, ne de uzaydan gelmişti. tutankamon bir insandı ve bir çocuktu. yaşadığı hayatı olası her şekliyle kafamızda bir film gibi canlandıralım. her biçimiyle ne büyük bir trajedi yahu. mısır'da bir firavunun çocuğu olarak dünyaya gelmek. büyük piyangonun size çıkması. çağlardan çağ, ömürlerden ömür beğenseniz bu kadar saçmasına denk gelmeniz zordur yani. babası ölünce ne oldu acaba, minicik çocukla kimler neler yürütmeye kalktı, kardeşiyle evlenmek kendi fikri miydi, ona karşı ne hissediyordu, buna zorunlu muydu, zorunluysa bu onun için korkunç bir şey miydi, vs vs... çok fazla şeyi merak ediyor insan. mezarının yanında bulunan küçük tabutlardaki bebek cesetleriyle, ölümden sonra birlikte olacaklarına sahiden inanıyor muydu, inanıyorsa bu ihtimale seviniyor muydu, ve en önemlisi, bütün bunlardan bize ne, reankarnasyon diye bir şey sahiden de var mı, tutankamon bir önceki hayatta benim çocuğum mu, daha fazla sapıtmadan yazıyı bitirsem nasıl olur, ahaha, sorular, sorular...

    ha bir de tutancomeon var. o da başka bi lanethli.

    (still cursed, 12.04.2009 15:20)


© 1913-2012 laneth ruhsal devinim ürünleri corp.

laneth, sözlük biçiminde tasarlanmış bir site olmakla birlikte, bir sözlük oluşumu değildir. laneth'te yazılmış ve yazılacak olan her şey baştan sona uydurmadır ve yazarından başka hiçkimseyi bağlamaz. laneth'te yazılmış olan her kelime, hırsızını boğazlayıp sahibine geri dönmek üzere programlanmıştır. çalınan değil ama unutulan sözlerimiz g.tunuze girsindir.