gölgelerin de gölgesi vardır. ama kimin umurunda değil mi? gölge yeter bize. hem zaten biraz düşününce ona da gerek yok aslında. altı üstü bir ışık yansıması. hem renklide değil bildiğin siyah! bildiğin siyah işte. sen böyle düşünmeye devam et !
 

gördükleriyle yetinen insanlar duyduklarıyla yetinen insanlarla çok iyi anlaşıyorlardır kanımca. sorgulamadan, araştırmadan hazır loplar halinde anadan, babadan alınan dogmatik bilgilerle farkında olmasalar da dogmatizmin en ateşli neferleri olarak bir hayat süren insanlar. yaşadığınız hayatın sonuna geldiğinizde bir anlıkta olsa bildiklerim, inandıklarım, gördüklerim, duyduklarım doğru olanlar mıydı acaba diye bir hisse kapılırsanız ne yapacaksınız? ne kadar korkunç bir histir acaba?

yaşanmış bir hayatı tekrar yaşamak nasıl bir duygu biraz anlatır mısınız bana?

yaptığınız, yada inandığınız bir şeyin doğru yada yanlış olduğuna nasıl karar veriyorsunuz sizler? sizden önce aynı şeyleri yaşayan insanlardan fikir mi alıyorsunuz? ve onların söylediklerine göre mi şekillendiriyorsunuz ondan sonraki süreci? ve tecrübe mi diyorsunuz siz bütün bunlara? kimin tecrübesi olduğunu bir düşündünüz mü hiç?

her şeyi bir kenara bırakalım. açık olalım birbirimize karşı, kandırmayalım ne birbirimizi ne de kendimizi. söyleyebiliyorsam ben aklımdan geçenleri ve haddimi aşmadan laf sokabiliyorsam sana, senden de beklerim aynı şeyleri. ama tartışmanın ne olduğunu biliyorsan otur karşıma. bilmiyorsan işin yok yanımda. bütün bu konuşulanlardan sonra sen yine aynı sen ben yine aynı ben olacağım bundan bir şüphem yok. yaşadığım şeyler yeterince öğrenmemi sağladı bir insanın asla ve asla değiştirilemeyeceğini. amacım seni değiştirmekte değil sadece konuşmak istiyorum hepsi bu. ve anlamak istiyorum nasıl bu kadar kolay kabullenebiliyorsunuz hayatınızdaki olan biteni ve sizlere dikte edilenleri. iki çarpı iki dört değildir saçmalığından bahsetmiyorum burada. toplum tarafından bastırılmış, araştırmak istediğin yahut yaptığın zaman, birazda cesaretin varsa dile getirdiğin zaman dinsiz, arsız, ahlaksız, vatan haini diye etiketlendirildiğimiz şeyler.

bu etiketlere sahip bir çok kişi tanıyorum hayatımda ama biliyorum ki onları etiketlendirenlerin, etiketlendirilecek kadar bile yer kaplamadığını şu hayatta.

….”şüphe fena bir şey değil ki. şüphedeysen, hayattasın demektir. arayıştasın.”…
….”insan bir gecede iman sahibi olmaz süleyman. kişi kendini inançlı zanneder ama sonra beklenmedik bir iş gelir başına, tereddüte düşer, yalpalar. tekrar toparlanır, imanı kuvvetlenir, ardından yine yuvarlanır şüphe çukuruna… bu böyle devam eder. belli bir safhaya ulaşıncaya dek bir o yana bir bu yana sallanırız. kah mümin, kah münkir, kah mütereddit. kah cennetlik, kah cehennemlik. ancak böyle ilerleyebiliriz. her adımda hakk’a biraz daha yaklaşırız. şüphe duymadan iman olmaz.”…
elif şafak/aşk
ben soru sormaya devam edeceğim arkadaş. hiçbir şey bilmiyormuş gibi davranacağım, sizin bildiklerinizden daha az şey bilmediğimi unutarak devam edeceğim yola. ama ben kısa yolu tercih etmiyorum. dağın etrafından dolaşmaktansa ben dağın üzerinden geçeceğim. eninde sonunda doğrularımız aynı yerde kesişecek bunun farkındayım ve bunun için imanım sağlam! ama unuttuğunuz bir şey var ben dağın zirvesindeki sizin göremediğiniz güzellikteki çiçekleri gördükten sonra dünya ve ahiret hayatı daha da güzelleşecek gözümde. en azından bazı insanlar gibi müslümancılık oynamayacağım bu yollardan geçtikten sonra…. şimdi siz oyunlarınıza devam edin ama unutmayın her şeyi gören biri var. seni de, beni de . kimin kazandığını “o” söyleyecek günün birinde. hepimize…


narkotikanaljezik
10.02.2010 20:01



© 1913-2012 laneth ruhsal devinim ürünleri corp.