belki anlayamıyorum ama hissediyorum diyor. sana da demiştim ya diyor, bunu nasıl anlatabilirsin ki başkasına, kan desen değil... elleri geliyor gözümün önüne, sanki farketmişim gibi o akşam, nasıl da titriyordu gerçekten. düşündüğümü sandıklarını sayıyor, sonra düzeltiyor yanlışlarımı. öyle mi oldu, ne olduğu ne zaman önemli oldu, ne oldu da bunlar oldu, bıraksana diyeceğim, açılmıyor ağzım. ağzım emir almıyor artık. içim dışıma sızmıyor artık. karşımda olsa gözlerim bile yalan söyleyecek. hiçbir şey ele vermeyecek beni. bu hale nasıl geliyor. bu ben bu beni böylesine yanlış bir anda nasıl kapatıyor. "büyütülecek bir şey yok. artık birbirimize ihtiyacımız kalmadı, hepsi bu." bu orospu çocuğu dümdüz tavır da kimin, kimseyi olduğundan daha fazla üzmenin alemi olmadığına kim karar veriyor. bu da mı, ulan bu da mı üzülmeye değmiyor. 
 

sonrayı koruma altına alırken, öncenin her bir sızısından utanmayacak mıyız. sevmek ki, onu sevmek yapan ilk şey bu sızıdır, başından beri dürüst olmanın ne kıymeti kaldı sonu bir yalanla getirirken. yoruldum, diyemeyecek miyiz, sevmekten, hiçbir şey olmadı başka, hiçbir şey yanlış olmadı. sarılamayacak mıyız son bir kez de olsa, "madem son öyleyse ne önemi var" diye düşünenlerden mi olacağız, bu da mı olacak, korktuğumuz her şey eninde sonunda başımıza mı gelecek. her şey daha iyi olacak söz veriyorum bla bla... umrumuzda mı olacak. ağzımızdan çıkanı kulağımız hangi yüzle duyacak. ilk defa, aleyhime bir delil bulamayacağımdan emin değilim. yine de yorganı örtüyorum üzerine. anlatacak başka bir hikaye yok artık.


still cursed
05.11.2011 16:49




© 1913-2012 laneth ruhsal devinim ürünleri corp.