laneth

>>


lewis, alice ile ilgili tüm denklemleri nasıl soyut matematik içerisine yerleştirmişse twain de tom sawyer da benzerini yapmış olmalı. ama aradaki fark matametiğin büyüsü ile değil pratikteki karşılığı olan gerçek yaşam ile ortaya çıkıveriyor. üstelik salt hikayelerden değil yazarların yaşamlarından da anlaşılıyor ki lewis kapalı, minimal bir hayatı tercih etmişken twain onun aksine içinde bulunduğu mekan-kent-topluluk içerisinde bir ilişki yumağı.. yani dönem edebiyatının ruhuna göre sosyal yazar ama bir o kadar da o sosyal içeriği bozan yıkan tavırda.

bir de lewis'in küçük kız çocuklarına olan ilgisi var ki karakteristik hikaye örgüsünün en keskin ayracı gibi... ya da denebilir mi ki twain bastırılmış olanın ve lewis de dönemin özgürlüğüne dair ima edilen doğallığın ve aykırılığın temsilcisidir? ama netice itibariyle bastırılmış olanın en üstte durmasını sağlayan da yine twain.

sawyer'a kendi cenazesini huck finn ile birlikte izleten twain, bunu yaparken acaba tamamen bir oyun ve sonunda da oyunun yine kişisel iradeyle nasıl bozulabileceğini mi göstermek istedi?

sanırım twain'in varoluşuyla da iyice esrarengiz bir havaya kavuşuyor hikayeler. doğumu yıldızla olan bir yazarın, ölümünü yine böyle istemesi ve bunun gerçekleşmesi çok garip..

onu bunu bilmem asıl matematik bu adamın yazdıklarında, yaşamında..
(uyuyamayanlar, 23.07.2010 21:43)

kitap okuma konusunda bana ciddi denecek adımlar attıran yazardır biraz da.. "sevginin herkesten şikayeti var" adlı kitabıyla başladım yılmaz odabaşını okumaya.. ardından eylül defterleri, şafak keyadı çıplaktı, kuşlar uzaktı sonra, kül aşklar ve tabi ki şiir kitapları aşk bize küstü..şarkısı beyaz adlı kitabını bir türlü bulamıyorum..
peki ya kimdir bu adam..
"1962 diyarbakır doğumlu.ögretmen bir ailenin ilk çocuğu.ilk öğrenimini diyarbakır, ankara ve gaziantep'te, orta öğrenimini diyarbakır lisesi'nde tamamladı. izmir hukuk fakültesi’ndeki öğrenimini-1980 12 eylül'ü tutuklanınca -sürdüremedi. diyarbakır askeri cezaevi’nde bir yıl hapis yattı.hapisten çıkınca bir süre bir ilaç firmasında güneydoğu temsilciliği ve diyarbakır'da bir yıl kitapçılık yaptı.

1986'da gazeteciliğe başladı.1986-94 yılları arası diyarbakır'da akajans muhabirliği, uba (ulusal basın ajansı) diyarbakır temsilciliği, ortadoğu haber ajansı haber müdürlüğü, 2000’e doğru dergisi diyarbakır büro şefliği ve türkish daily news gazetesi güneydoğu temsilciliği yaptı.ayrıca "sokak, gerçek, söz, aktüel, 2000'e doğru, exspress, birikim gibi pek çok süreli yayında telif haberler, yazılar yazdı.1994 yılında gazeteciliği bırakarak ankara’ya yerleşti; aynı yıl "yılın gazetecisi ödülü" aldı."

şiirlerinin bir kısmı ahmet kaya, grup yorum, grup kızılırmak, edip akbayram, ferhat tunç ve onur akın tarafından bestelendi..

şimdilerde ne yapıyor pek bilgim yok.. ama z kendisiyle ilgili bazı şeyler anlatmıştı vaktiyle.. acabalar kaldı o yüzden de odabaşı hakkında kafamda.. ama yine de güzel yazıyor adam yapcak bişe yok..
(mayıs, 12.05.2010 20:59)

çok kitaplıklarım, çok kitaplarım oldu. bilge karasu öğrencisiyiz, bağlanmadık hiçbirine ya da bağlanmamıza izin vermediler. yaklaşık bin kitabın bulunduğu övgüyle söz edebileceğim kitaplığım yirmi yaşında mapusa düştüğümde talan edildi, sağlık olsun.
kitaplarla birlikte giden anılar var bir de. anıların bir yere gitmediği, insanın belleğinde pusuda kaldığı tartışmalı bir tez olarak elimizde elbette. fakat pek muteber değil, insan belleği oldukça haindir.
dün kitapların çoğunun önünü kapatan ıvır zıvırı karıştırırken buldum paul celan'ın kitabını. en kolay kaybolanlar zaten hep şiir kitapları.
bir akşam filizle buluşmuştuk, o zaman çıkarmıştı çantasından. parçalanmış, sayfaları gazete yaprağı gibi dökülen bir şiir kitabı. bir şiir buldu okudu, sonra başkalarını okuduk. hala o ilk okuduğumuz şiirin yanında z'ye yazıyor. nasıl olduysa geri vermemişim bu kitabı, halbuki özen gösteririm kitapları geri vermeye de. unutulup gitmiş ıvır zıvırın arkasında üstelik ezberimde bile kalmamış şiir, insan belleği hain işte.

uzaklığa övgü

senin göz pınarlarında
yaşıyor balıkçı ağları çılgınlar denizinin.
göz pınarlarında senin
tutmadadır deniz verdiği sözü.

insanlar arasında ayak sürümüş, yüreğimle,
buraya fırlatıyorum işte,
elbiselerimi ve âlâyişini bir yeminin:

siyahtan da siyahım, çırılçıplağım.
bağlı değilsem, bağlı sayılırım ben.
hep böyle sen olurum, ben ben iken.

senin göz pınarlarında volta atar,
düşünü kurarım eşkıyalığın.

ağa düşürdü bir ağ bir başka ağı:
ayrılıyoruz sarmaş dolaş.

senin göz pınarında
ipini boğuyor işte ipe çekilmiş biri.

işte bu gece dönüp bir daha okumak istedim aynı şiiri, tam olarak bir metre 30 santim uzağımdaki kitaplığa uzanmaya üşenip internette aradım. şaşıracaksınız, şiirin kendisi yok. şaşırmayacaksınız, hakkında bir tartışma var. henüz okumadım tartışmayı sayfaları açmaya çalışıyorum. anlaşılan o ki ismet özel'in erbain'de yer alan yıldızların uzaklığına övgü şiirinin kaynağının bu şiir olduğu savlanıyor, bakacağız tabii.

konu var mıydı bilmiyorum, ama internete güvenmeyin, şiir kitaplarını ıvır zıvırın ardında bırakmayın. filiz'e aynı kitabın yenisini buldum sipariş ettim, görüşünce vereceğim, arkadaşlarınızla görüşmeyi unutmayın, kitaplarına el koymayın. bir de anıların karalandığı kitapları kimseye vermeyin. sanıyorum yeterli ana fikir verilmiştir, bu öğütleri mutlaka tutun.
(z, 29.03.2010 22:17)

>>


© 1913-2010 laneth ruhsal devinim ürünleri corp.

laneth, sözlük biçiminde tasarlanmış bir site olmakla birlikte, bir sözlük oluşumu değildir.
laneth'te yazılmış ve yazılacak olan her şey baştan sona uydurmadır ve yazarından başka hiçkimseyi bağlamaz.
laneth'te yazılmış olan her kelime, hırsızını boğazlayıp sahibine geri dönmek üzere programlanmıştır. çalınan değil ama unutulan sözlerimiz g.tunuze girsindir.