futbolun gelmiş geçmiş en güzel kıvırcık saçlısıydı.
o'nun zamanında futbol, sokaktaki küçük çocuğun, kahvedeki adamın, tersanedeki işçinin, bıyıkları yeni terlemiş ergenindi. seyredilen her arjantin maçının sonrasında ''maradona, maradona, goool'' sesleri çınlardı sokaklardan. televizyonumuz olmadığı için, tıklım tıklım dolu kahvelerin camından seyrederdik maçları. o'na yapılan her faul, atılan her tekme minik kalbimizi acıtırdı. sokağın çocukları, kahvenin adamları, tersanelerin işçileri, tarlaların nasırlı büyük elli adamları anlamazdı sistemlerden. onlar için topu alıp diğerlerine çalım atan, tekmeye kafa sokan, her topu aldığında peşindeki tekmelere aldırmadan götüren kıvırcık saçlı, kısa boylu bu çocuk bir kahramandı. belki de tüm dünyada, başka hiçbir futbolcuya nasip olmayacak kadar çok sevildi maradona.
ne futbolculuğunda, ne de sonrasında hiç sistem(ler)in adamı olmadı. hep onunla karşılaştırılan pele ne kadar siyah bir beyazsa, maradona, o kadar beyaz bir siyah olarak kaldı. fifa'nın özenle büyüttüğü, beyaz adam futbolunda hiç boy göstermedi. şeref tribündeki göstermelik fakir ülke adamı olmadı. futbol, sokaktaki insanın elinden alınıp, 4-4-2 lere, 3-5-2 lere, spor ayakkabı kartellerine, meşrubat ve elektronik tröstlerine satılırken hiç masada oturmadı. o hep sokakta oynanan futbol'un kahramanı, en güzel kıvırcık saçlı abisi oldu..
2010 dünya kupasını arjantin'in kazanması halinde, sokaklarda çıplak olarak koşacağını açıklayarak hala o sokaktaki çocuk olduğunu bir daha hatırlattı. maradona'dan sonra, her dünya kupasını, kahvenin camına yapışarak seyrederken aldığım heyecanı özleyerek seyrettim. ilk defa kupa başlamadan aynı heyecanı hissediyorum. arjantin kupayı kazanırsa, maradona gibi çıplak koşamasam da, ''maradona, maradona gooool'' diye bağırarak sokaklarda koşmayı istiyorum..
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
yazıda hiçbir şekilde diyarbakırsporun yaptıkları savunulmamıştır. şimdiden yanlış anlamaların önünü keselim.
bu adamlar taş atıyor, su şişesi atıyor, gözlemci tabiriyle yabancı madde atıyor kısacası.
bursaspor taraftarı da attı yabancı maddeleri.
zamanında fenerbahçe, galatasaray taraftarıda attı yabancı maddeleri.
yani hepside aynı bok.
durum böyleyken diyarbakırspor taraftarının gerçekleştirdiği eylemlerden yola çıkarak, bursaspor taraftarı haklıymış demek en yanlış eylemdir.
hiçbir şekilde, hiçbir kimse diyarbakırspor taraftarından sahaya gül atmasını beklemesin.
bu olayların olacağı ilk maç oynandıktan sonra belli olmuştu.
kışkırtması ligin ilk yarısında yapılmıştı.
tabi kışkırtma yapılmış olması diyarbakır taraftarını haklı çıkarmaz. gereken ceza verilmeli. ama bu durumu görmeden diyarbakırspora yüklenmek tamamıyle yanlıştır. bir futbol maçında çıkan olaylar yüzünden bu adamlar bölücü, bu adamlar pkklı demek yanıştır. bunları söylemek sadece kişinin görmek istedikleridir.
diyarbakıra birçok futbol takımı geldi, şimdiye kadar ilk defa bu denli büyük tepki gösterildi (fenerbahçe maçındaki olaylar bu kadar büyük olmamıştı).
şimdi ise diyarbakırspor taraftarı haksızdır diyenlerin ya da bursaspor taraftarının kendilerine bir soru sorması gerekir. biz ne yaptık da bu olaylar çıktı, yada ilk maçta ne oldu? diğer takımlara neden yabancı madde atılmadı? (sakın ola bu sözlerimden bursaspor hakettiğini bulmuştur gibisinden bir yorum çıkarmayınız. şiddetin her türlüsü kötüdür.)
bu sorulara objektif bir cevap verildikten sonra, olayın etnik bir çatışma olmadığı sadece alınan bir intikam olduğu görülebilir. olayı pkkya bağlamak, gözleri kapatıp diyarbakırda çıkan her olayda pkkyı suçlamaktır. taraftar pkklı olduğu için sahaya yabancı madde atmamıştır. ilk maçın acısını çıkarmışlardır ilkel bir biçimde. oysa sahaya güller atılsaydı asıl pişmanlığı bursaspor taraftarı o zaman yaşamaz mıydı? ama nerde o insaniyet bizim ülkemizde. bir kin almış başını gidiyor.
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
diyarbakırspor ile kürt hareketini ilk kim özdeşleştirdi gerçekten merak ediyorum. yani, kim diyarbakırspor'dan bir athletic bilbao, bir barcelona yaratmaya kaltı. bu takımlardan birisi kadrosunda basklı olmayan oyuncu oynatmaz zamanındaki ispanya'nın inkar ve imha politikalarına inat; diğerlerinin stadında ise koca koca ''katalonya ispanya değil'' yazar. diyarbakırspor ise götünü yırtar devletle bir alıp veremediği olmadığını kanıtlayabilmek için. barcelona faşist ispanya'nın her türlü baskısına maruz kalmıştır zamanında; diyarbakırspor ise devletin eli ile, desteği ile var olabilmiştir hep. (taraftarı bir kenara koyuyorum. bahsettiğim kurumsal olarak diyarbakırspor) ama birileri çıkmış ve söz konusu takımı türkiye'nin athletic bilbao'su ilan edivermiştir. bu ilanı verenin büyük ihtimalle ilk türk tarafı olması ise daha enteresandır.
sonra;
biz, toplumsal olayların kökenine inmeyi sevmeyiz. beceremediğimizden belki de, belki de o olayları sonuçları üzerinden tartışmak kolayımıza gittiğinden. mesela diyarbakırspor maçlarında çıkan olayları spor çerçevesinde tartışırız. sporun ruhuna aykırılığından bahsederiz savaşın stadyumlara taşındığını görünce. tabi canımız isteyince bizzat biz taşırız savaşı stadyumlara. neyse, konuyu dağıtmayalım. internette yapılan yorumlara şöyle bir baktım da, ''senden üç benden beş'' mantığı hakim tartışmalara. ''yok siz şunu yaptınız, yok biz bunu yaptık, bla bla bla...''
bu çatışmalar güneydoğuda yaşanan ne ilk, ne de son sokak çatışması. olan sadece çatışmanın stadyuma taşınması. üstelik savaşı oraya taşıyan da bizzat türk tarafı. devlet, kürtler'i kayırmak için yatırım yapmadı sözkonusu spor klübüne yıllarca. amaç, gençliğe polise molotof atmak dışında başka bir aktivite vermekti. (doğru ya, birbirimizi siyasi sebeplerden taşlayacağımıza takımımızın ofsayt diye verilmeyen golü yüzünden taşlayalım değil mi.) ki bu yönü ile de daha çok real madrid'e benzer diyarbakırspor. (''bana 80.000 kişilik bir uyku tulumu yapın.'' franco'nun santiago barnebau yapılırken sarfettiği ünlü sözleri)
peki türk tarafı ne yaptı, kaybedilen bir maçtaki hakem hatalarını sebep gösterip saldırması gerekirken diyarbakır taraftarına (ülkemizde siyasi sebepler hariç futbol yüzünden kavga etmek bırakın serbest olmayı, erkeklik göstergesidir hatta); sokaktaki savaşı tribüne taşıdı. yani devletin amaçladığının tam tersi bir işlev gördü takım.
her neyse, uzun sözün kısası bu gün yaşanan olayar güneydoğuda yıllardır yaşanan olaylardan bağımsız değerlendirilemez. mücadelede yeni (ama önemsiz) bir cephe açılmıştır sadece. bu konuyu ya tartışmayalım; ya da kavganın asıl sebebi olan toplumsal zeminde tartışalım. (yani gene tartışmayalım. çünkü zemini görmezden gelip fondaki olaylarla ilgilendiğimiz sürece muhabbet ilk okul üç seviyesinin ötesine gitmeyecektir)
- isim ve e-mail adresi belirtmek zorunludur.
- iletişim bilgileriniz yazara büyük ihtimalle iletilmez.
- yazar kendisine iletilen yorumu okurlara açabilir, açmayabilir de.
laneth, sözlük biçiminde tasarlanmış bir site olmakla birlikte, bir sözlük oluşumu değildir. laneth'te yazılmış ve yazılacak olan her şey baştan sona uydurmadır ve yazarından başka hiçkimseyi bağlamaz. laneth'te yazılmış olan her kelime, hırsızını boğazlayıp sahibine geri dönmek üzere programlanmıştır. çalınan değil ama unutulan sözlerimiz g.tunuze girsindir.