turgay bakırtaş
 son yazılarım
litost
litost
leave
ceylan
robi

 daha

 seçtiklerim
pkk

 en sevilenler

 sevdiğim yazılar
korku

poster
hayatım boyunca bana çok garip gelen şeyleri listelemem gerekse, ilk maddelerden birisi "askerde yiyilen dayak" olurdu. sonradan üstüne çok düşündüğüm bir mevzudur bu. böylesine absürd bir manzarayla her zaman karşılaşmaz insan.

bir insan nasıl dayak yer? çocukken anne ya da babadan (anne! anne!) dayak yersiniz. bunun yöntemi bellidir. anne, eline geçen herhangi bir cisimle (terlik, oklava, uzaktan kumanda vs.), cismin sertlik derecesine göre kafanıza ya da götünüze vurur. ağzınızın üstüne tokat atar. kulağınıza asılır. bu gibi durumlarda imkânınız varsa kaçar, yoksa deliler gibi bağırır ve ağlarsınız. tüm çocukların dayak yeme şekli aşağı yukarı budur.

yine çocukken, mahallede, asla hatırlamayacağınız bir sebepten dolayı arkadaşlarınızla kavga ederken dayak yersiniz. tabii burada dayak yemiş olmanız için bariz bir güç dengesizliği ya da sayısal yönden azınlıkta kalmış olmanız gerekir. ancak bu durumda bile karşı tarafa ciddi zarar verebilirsiniz.

ikinci örneğin yetişkin versiyonu da benzer içeriktedir. trafikte, maç izlerken, dinlenmeye çalışırken vs. yine sudan bir sebeple sinirlerinize hakim olamayıp parladığınızda ummadık kalibrede bir rakiple başbaşa kalıp şahane bir dayak yiyebilirsiniz. duruma göre intikam alabilirsiniz ama. legal ya da illegal yöntemlerle yediğiniz dayağın acısını çıkarma hakkına sahipsinizdir.

polisten meydan dayağı yemek kısmen askerde yenilen dayağı andırsa da birçok farklılık içermektedir. bir kere -işlese de işlemese de- kanunlar nezdinde hakkınızı arayabilirsiniz. polise taş, kokteyl gibi cisimler atabilirsiniz. daha cesaretli ve arkası sağlam biriyseniz doğrudan karşılık bile verebilirsiniz. kısacası, sınırlı da olsa yediğiniz dayağın intikamını alma şansınız bulunur (çoktan ölmediyseniz tabii).

bir diğer dayak çeşidi ise isteğe bağlıdır. sapıkça zevkleri olan bir mazoşistseniz, dayağı bir çeşit seks yöntemi olarak kullanırsınız. kırbaçlar, kelepçeler, askılar filan işte... bu durumda bir kaçış ya da karşılık verme durumu yoksa da, gönüllü olma hali söz konusudur. ve gerçekleşen eylem kişide uyandırdığı hisler itibarıyla 'dayak' sıfatına haiz değildir. çünkü karşılıklı rıza ve zevk alma söz konusudur.

ezcümle, dayak dediğimiz eylemin sivil hayatta daima iki tarafı vardır. etki-tepki yasası aksak da olsa işlemektedir. ancak askerlik vazifesi esnasında durum ne yazık ki böyle değil. askerde yalnızca 'etki' vardır. 'tepki', can acısıyla kurduğunuz tatlı bir hayal olmaktan öteye geçemez.

şu manzarayı gözünüzde canlandırın; rütbeli bir asker (subay, astsubay, uzman çavuş) 'mecburi' hizmet için askere alınmış birini karşısına alıyor ve ağzına, burnuna, karnına, dizine, artık neresine gelirse vuruyor da vuruyor. buna karşılık asker ne yapıyor? yalnızca esas duruşta bekliyor! diyelim komutan çok sert vurdu ve yere düştünüz. derhal ayağa kalkıp yeni bir darbe daha almak için esas duruşa geçmeniz gerekir. bırakın karşılık vermeyi, bağırmayı filan, sinirli bir bakış bile fırlatamazsınız. hayatınız hepten cehenneme dönebilir bu durumda. tek yapmanız gereken hiçbir insani tepki vermeden dayağınızı yemek, sonrasında da böyle bir şeyin hiç yaşanmamış olduğunu varsaymaktır. zaten aşırı derecede gururlu biri değilseniz veya fazlasıyla haksız bir sebepten dolayı değilse bunu umursamıyorsunuz. üstelik bu umursamazlık hali askerde kendiliğinden ortaya çıkan çok ilginç bir duygu -ki ayrı bir yazı konusudur-.

ha, askerde dayak kanunen yasak değil mi diyebilirsiniz. evet, yasaktır. ama unutmayın, bu ülkede chp 'sol' bir parti, tuncay özkan memleket aşığı bir vatandaş, doğu perinçek'se bir özgürlük savaşçısıdır!
(21.10.2008 21:37)

© 1913-2010 laneth ruhsal devinim ürünleri corp.
robbiefowler bir laneth yazarıdır. ne demişse muhtemelen doğrudur.