.

bak gene meyhanedeyiz, gene orada ne işim olduğundan habersizim, rodoplu meyhaneci, köftesi harika, mezeler hafifi acılı. fakat ne işim var idiyse. rodoplular iki işi iyi yaparlar, midyecilerin mardinli olmasından çok daha evvel, çok daha ustaca: börekçilik, köfteli meyhanecilik. rodoplu'nun kendisini görmüş gibi oldum kasap köfte tam yarısında gelince büyüğün.

gene meyhanedeyiz ya, bir yerden bağlandı hayatlarımızın giderek rezilleşmesi, anlamsızlaşması. biz bilmiyor muyuz sanki sürekli eskilerden başlayıp, şimdiki şempanze durumlara bağladığımızda ve de bağladımız için yarrağı yemişliğimizi. oralarda bir yerlerde çelenk usulü, birazcık ciğer.

gene gene meyhanede, gene rakıdayız. kimbilir kaçıncı dünleyişim karşımdakinin kaç sıralı kahramanlığını ve ağzımı açabilmeyi öğrensem, anlatacağım koca hayat var da gene eskilere takılmışız. elimde rakı kadehi, çatalımda köftem, kalan elimde bir amerikan onaltılısı, içinde iki kurşun, ya sıkacağım sevinçten ya da önce karşıdakinin sonra kendi şakağımdan. içimde durduk yere bir sevinç aralarda, belki bir yıllık da olsa rodop pomak cumhuriyeti'ni düşünmekten.

gene meyhanedeyiz, köküyle girecek hesaptan pek evveli, 30 yıldır köküyle girmekte olan şemsiyelerimiz. kim soktu? biz soktu? kim sıktı? biz sıktık. kim kaçtı? o da biz. kim dalaştı? yine biz. öyleyse bu cinayeti rapor edecek şair bile bulunmaz, o kadar farkındayız durumların. kim meyhanede gene? biz. börülce salatasından bir çatal, maziden bir çatal.

gene meyhanedeyiz, hakkıyla çok kızlar geçmiş ki hayatımızdan, bir de bir büyük boşaldı, yeniledi rodoplu, gene de anlatmayacak kadar biziz. oysa özet geçmek gerekirse, onunkinin abisi evin çatısını yakmış zamanında, olmamış, 15 yıldır aynı mahallede uğramaz sokağına. benimkisiler hep evlendiler, çocuk sahibi olan var, gene de öyle susarım. denk gelse -illa meyhane ortamı olacak- çocuklarının başlarını okşarım.

gene meyhanedeyiz, gene kendimiziz, gene hiçbir şey ve her şey.

gene meyhanede, biz, susuyoruz hep. aklımız aynı yerde, harcadığımız kadar çoğalan ve ama sonra gene bizim olmayan hayatlarımız. konuşursak, ayıp kaçacak kadar, karşıdakilerin hayatı olacak, konuşmuyoruz. gene meyhanedeyiz, üçüncü büyüğü açıyor rodoplu, masaya getirmiyor, geçmişe götürüyor.

gülmedi bir gün yüzüm, görmedim hiç rahatı
içimdeki denizde, her gün gemim battı.
sabırla şükür beni, sessizce yaşatırken
mesud olamadan ömür perde kapattı.

eski dostlarım nerde, arıyorum onları
canım dediklerim bana zehir uzattı.

hayatta ızdırabı, oya gibi işledim
halı gibi dokudum bütün acıları.
çektim içime gömdüm, yandım üstünü örttüm
bir mendil gibi dürdüm acılı hayatı.

güzel anılar nerde, arıyorum onları
canım dediklerim bana zehir uzattı.

(bkz: kırıka)
(bkz: kaba saz)

ben o üçüncü büyüğü bekliyorum 3-5 yıldır, sofyam belki beni beklememiştir bile hiç.