.

sonuna pekala soru işareti de konulabilir. benim şüphem yok ama. halbuki hepimiz şüpheli değil miyiz?

iktidarlar kurulur ve yıkılır, kimi 2 ay sürer macar komünü gibi, kimi bin yıl, isa'nın krallığı. fakat bin yıl, belirlenmiş bir zaman dilimidir, gelsek gitsek, işte bin çarpı üçyüzaltmışbeş. hem ömrümüzü ölçsek cengiz han'ın atlarını sürüşü çıkar uzak asya'dan fars diyarına. sakın ola, ama mutlaka sakın ola, bunu önemsiz saymayın! ömrümüzü ölçsek üç adım atışını buluruz neil armstrong'un ve bir kalp atışı kadınımızın rahminde, bir tanecik sadece.

babasını görmeden yaşamış olanları da babasını bilmeden ölmüş olanları da tanırım, babasını sevenleri ve cinnet derecesinde kanına düşenleri de. ama kimdir ki doğumu ertelenirken ölen, kimdir yayla kokularıyla geçim derdini karıştırırken?

bizde fitne fesat bulunmaz ablacığım, kuşkusuz abiciğim; bizim hünerimiz gerçeği gerçek gibi görmekte, sakarlığımız göstermek işinde. halbuki ne kolay olurdu gözlere inen perdeleri kaldırmak, halbuki ne basit olurdu herkesin gözlerinde perdeler olduğuna inanmak. dert o olsun, ömürce çekeriz, çekeceğimiz kadar. ve daha günümüz gelmemiş.

*********

av mevsimi konuşuldu burada, yazıldı. yalnız hepsi doğru olsun da ben cem yılmaz'a yakıştıramadım deli karadenizli rolünü. tanımışlığım var karadenizliliği, afedersiniz gecenin üçünde alttan almayıp dayak yemişliğim farozun delikanlılarından ve sevmişliğim de sayılır karadenizli bir kadını, anasını hatta çokça türkü söyler gibi. cem yılmaz'ın hareketleri bir yere kadar da gözlerinde o delilik yoktu işte. ve filme de kolay alınmaz sanıyorum gerçeği.

metin hocam, sağolsun, tartışmaları tazeyken izletti gerçeğini. kim olsa bizim sinemada yapamaz tam o kemalpaşalı, hopa'da büyümüş şivesini. dönüp arkasını, ellerini kenetleyip "tutukla, kurtar memleketi deyişini". her sese birazcık "ş" karışışını ve kimselere yakışmayacak kadar taze öfkesini (kot gömleğini saymadıysam ayıpetmişi demektir).

çocukları öldürdüklerinde de çok söylşendik, biz hep vızıldarız zaten. kürtleri kestiklerine ne ahlar ettik, biz hep bedduacıyız zaten. metin hoca'yı katletmelerine de... fakat -seçimleri batsın- biz -her kimsek- bu işi seçimlerine karıştırmadık. ne yaptılarsa yaptılar, ne dedilerse dediler. baharın tatlı ışıkları arasında nasıl verdiysek dalcı'yı, öyle bir ilkyazda harcadık ilkgençliğinde metin hoca'yı.

birileri hakkıyla bir ağıt yaksa isteriz, çok değil bir bukle. o kadar ölülerimiz oldu ki çok istemeyiz. mesela here's to you vardı, onu türkçe ve biraz karadenizlice söylesek, eminim bırçet ruhu şad olmaz da, sanki biz biraz daha az ölürüz.

ben müzikten anlamam, anlayan varsa konuşalım bunu kardeşler, bir şeyleri -her ne olursa- konuşabilelim artık; konuşmayı bir deneyelim.

.

sen giderken ardımdan
bende kaldım ardında
sen söylerken yanımda
ben duymadım yanında
ne demiştin sahi?
sevsen bile kâfi
umurundaydım hani
durma söyle bari
sen giderken ardımdan
bende kaldım ardında…