.

iki tip insan vardır: ne harika bir öğüt başlangıç cümlesi.

iki tip insan varsa: ben ve bazen -ansızın, hiç olmadığın zamanlarda, kendini yitirir gibi teslim olan ve olmadıysan bile hep kulağının arkasından karanfil gölgeleri salan, nasıl bileyim, güldüğün için beni hapsettiğin metrislerde mavzer sıkarken arkamda kapıları kollayan, hiç olmamış kadar, hep oradaymış gibi- sen.

iki tip insan kalıyor geriye: annesinin sözünü dinleyen, aklı ermeyip kış günü açan.

iki tip insan hayatı yaşamayı iyi biliyor: siperden koşarak çıkanlar ve yağ süzenler sineğin butundan.

iki tipiyle bir bahar arası piyadeler geziyor kuzey steplerinde: ölmedilerse sözlerini tutmadıklarından.

iki tipte insan saydım şu zamana kadar: ilkinler, inönüler (inönüyü bilemedim, su içme sırasında birinçten sonra gelirlerdi.)

iki tip insana aşık oldum bu vakte kadar: ya hiç olmadılar ya da beni oldurmadılar.

iki tip insan diyalektiği tam anlamıştı: biri kesin hegel de ikincisinin sırrına eremediğimizden biraz eksiğiz, marx az yavrulayıp meseleye dikkatini verseydi, zaten ikinci tip hep kafası çalışıyor da kendini derse vermiyor gibi.

kadınlarım hep zaten iki tip, sözylemiş miydim: biri aramaz sormaz, diğeri hep bekler.

iki tipo çarpışmış: olan öndeki bmw'ye olsun yarabbi!

iki tip türev vardır: ben o konuları daha işlemeyenlerdenim.

iki tip: nerede görsem ayıramıyorum, malum ayıranlar kazıyor kazanıyor.

iki tip tüp var: şişman gri, uzun mavi ve o mavi gözlü bir dev olduğuna zengin cüce aslında onun arketipiydi.

iki tür insan var: aldıran, bronzlaşan; aldırmayan, seven; uyarlanan, kaldırılan; sense, kesin ben; tapınan, aldırmayan; küllük ve cigara; yanan, yakılan; kaderimizden biraz, kederimize inat.

iki tipte sevdim seni: ne kadar arkadaşın olamadığımda o kadar teselli ediyorum; nasılsa arkadaşın olamadığımda o kadar sevgili sayıyorum (çoğu rüyadır); sana uzansam senden kendime ne kadar kalıyorum.

iki tip gavur amı var: biri ankara gibi çok yakar da gölgeye kaçar ferahlarsın; biri canımın içi bursa, bira içsen, buzdan olsa, gelir gene bulur bir türlüsünde; istanbul'u saymıyorum, koltuk altında yosun yetiştiren 20 miyon.

iki tip temmuz adı verdim: biri kaveldir grevin feleği şaşırtacak, biri yayılmış bir bostanda mayalanıyor koca paris'i yıkmak için.