.

bu tabiri yıllar önce bir yerde okudum ve türkçe'ye çevirmeye çalışmaktan artık vazgeçtim. ama sanırım en yakını "enstrümantal anlatım" olurdu. bunu da yazması uzun, o yüzden sonik anlatım diyeceğim buna.

sonik anlatım, müzisyenlerin hikayelerini sözlerle veya müziğe eşlik eden bale-dans ile değil, sadece enstrümanlarla anlatmasıdır. enstrümantal müzik dediğimiz şeyden çok ince bir çizgiyle anlatır. her enstrümantal müzik dediğimiz müzik parçası bize bir hikaye anlatmaz. bunu aslında bir baleye eşlik eden klasik müziğe benzetebilirsiniz. veya arka planında hafif hafif jazz çalan tom ve jerry çizgifilmlerinin anlatımı gibi düşünmek gerekir bu haltı. yani tam da tom jerry yutacakken yükselen nefesliler gibi veya duygusal anlarda ince bir kemanın girmesi gibi.

işte sonik anlatım, sözsüz, klipsiz ve danssız hikaye anlatan bir müzik biçimidir. aynı yazınsal hikayeler gibi giriş-gelişme-sonuç kuralına sahiptir. sert dönüşleri, sürpriz sonları ve tekrarları olabilir. müziği dinlerken kendinizi bir hikayenin ortasında buluyorsanız ona sonik anlatıma sahip müzik diyoruz.

punk sonrası döneminin de sonrası olarak nitelendirmekten hoşlandığım kısım olan 2005-2010 arasında bu tip anlatım tarzına sahip onlarca grup peydah oldu. özellikle bu grupların kalitesiz müzik yapmak gibi bir lüksleri yok çünkü hepsi okumuş çocuklar. zira sonik anlatıma gireceksen, bi kere multi enstrümantalist olacaksın. en az birinin virtiözü olacaksın. ingiliz rock'ıyla beslenmiş, yoğun olarak jazz dinlemiş, kanada'da barok barok takılmış bir bünye olacaksın. aksi takdirde yaptığın müzik yedi karanfilden öteye gidemez. ben bu işi icra edeyim diyen olabilir diye söylüyorum ha, yoksa ben bu şeylerden hiç anlamam.

kelimelerle değil, notalarla anlatıyorsun hikayeni. yaptığın tek bir gramer hatası veya cümle düşüklüğü veya ne bileyim olay-zaman aksaklığı bütün hikayeyi berbat edebilir.

sonik anlatıma sahip parçaları dinlemenin, yazınsal veya görsel anlatıma olan tek bir üstünlüğü var. o da müthiş bir üstünlük. anlatılan hikayeyi istediğin gibi anlayabiliyorsun. geçen olayları, karakterleri ve hatta anlatım tekniğini bile kendin belirleyebiliyorsun.

iki güzel örneğini vereyim ve uzaklaşayım buradan. görülen o ki, makale filan yazmıyorum ben.

the most serene republic - patternicity
65daysofstatic - music is music as devices are kisses is everything.

beğenmedim bu incelemeyi. gideyim gebeş yazılarıma devam edeyim.