.

size de oluyo mu?
böyle bir sabah, fransızca konuşarak uyanacakmışsınız gibi hissediyor musunuz kendinizi?
ne bileyim, ağzınızın içinde koca bir “löööğğğ” yutkunuyor musunuz?
bir sabah öyle uyanacağım biliyorum…
demiştim ki bir zaman,
hiç paris’e gidecek kadar param olmadı ama, paris’i sana getirecek kadar düş kurabilirdim…
çok mu fransız filmi seyrettim lan acaba?
kavafis halt yesin; başka bir ülkeye, başka bir şehre giderim derim, tükenmemiştir belki hiçbir şey…
ne bileyim ben, bazen artık anlam kalmamıştır, bastığın toprağı toprak diyerek geçersin o gün…
bir sabah, hiç olmadık haberleri geçiyordur radyolar, çocuklar ölür nazım’a inat, özgürlüğün nefes aldığın kadar tüter gözünün önünde, çirkinleşir dünya…
bir başka ülkeye giderim derim…
ne bileyim belki filmlerdeki gibidir her şey…
eyfel’den aşağı sarkıtmalı bacaklarını… hatta belki sallamalı bir de en çocukçasından…
düş kurun efendiler! düş kurun!
acı doluyor yoksa zaman…
uyanmışsın bir sabah, yine taksinin birine uçak çarpmış, tüp gaz zehirlenmesinin birinden hiçbir belediye başkanına hiçbir şey olmamış, heykelin biri yanlışlıkla yıkılmamış, turistin birinin yol ortasında tecavüz edilip öldürülmesi sorumluluğu yerine getirilerek bir türk’ün dünyaya bedel olduğu bugün de kanıtlanmış, dördüncü kattan düşen işçinin işvereni kaçmamış, aynı cadde üzerinde bir adamın kafasına buzdolabı düşmüş, kuyumcunun duvarını delmek için yandaki dükkan kiralanmış, benzin istasyonu sızıntısı bugün de “petrol var lan” diyerek karşılanmış, yolu olmayan köye yol gitmemiş, ama küçük bi binaya içinden tank geçecek kanalizasyon inşa edilmiş, “artık ne umuyolarsa” cümlesi onun için yeniden kurulmuş, ekmek bulamayıp pasta yemiş onbeş kişilik aile, başka bir kan taşıyan adamın kanı itinayla değiştirilmiş, şair öldürene neyse ki hiçbir şey olmamış, benzine zam gelmiş ama ham dolmuş, rabbim yürü ya kulum demiş bir kısım rüyalarda, komik bişey olmuş ama kimse gülmemiş…
her şey normalmiş tamam mı? her şey normalmiş…
bak uyanmışsın bir sabah; ilkokuldaki gibi, konuşanların karşısına koca koca çarpılar atılmış, çocuklar ezilmiş paletlerin altında, yakılmış insanlar, katledilmiş, sürülmüş…
hiçbir şey değişmemiş, hiçbir yerde, değişmemiş, bir şey, hiçbir yerde…
masalsı anılar dinlenmiş, anılar -işte- masalmış…
düş kur, bak gör, yeni bir ülke bulursun, başka bir deniz bulursun…
- abi uyandıralım mı?
- yine vcd’yi açık unutmuş bu salak.
- gidelim lan buğdan!